Kimliğini kazanma yolunda Kuşadası

A -
A +

Eskiden Kuşadası dendiğinde gözlerimin önüne hafif sisli ve mavi enginlik ortasında rengarenk kuşların uğrak yeri olan yemyeşil bir ada gelirdi. İlk gençliğimde defalarca okuduğum Çalıkuşu romanının o müstesna kahramanı Feride'nin, bu yarı hayali beldenin tepelerindeki ağaçlardan birinin dibine yaslanmış; gönül kırgınlıklarıyla örülü hatıralarını dizine yasladığı hatıra defterine yazışını düşünürdüm. Diyeceğim; Kuşadası, benim muhayyelemde rüya ile gerçek arasında bir yerdeydi ve bende hoş, büyüleyici, romantik çağrışımlar yapardı. Kuşadası'na ilk olarak, ülkemizde turizmin canlanmaya başladığı (devletin henüz bir turizm politikası olmadığı, rant peşinde olanların sorumsuz ve acımasız kıyıma kalkıştığı) dönemde, filme alınılması düşünülen bir hikayem için mekan tesbiti yapmak üzere bir yönetmen arkadaşla birlikte gitmiştik. Tabii hayalimdeki beldeyi bulamamıştım. Üstelik, sanatkar yapımla herşeyin ne kadar derinine indiğimi sanırsam sanayım, itiraf etmeliyim ki (henüz TKB'nin eğitiminden geçmediğim için) bir şehre nasıl bakılması, nasıl değerlendirilmesi gerektiğini tam manasıyla bilmiyordum. "İzmir Buluşması" çerçevesinde bir akşam vakti Kuşadası'na geldiğimizde ışıl ışıl, rengarenk, albenili bir beldeyle karşılaştım. Nasıl ben, eski ben değilsem, Kuşadası da eski Kuşadası değildi; bu yüzden farklılık çizgisinde heyecanla buluştuk. İnsanların olduğu gibi kentlerin de kendilerine özgü kaderleri vardır; onlar da güzel günler yaşadıkları gibi birtakım acı olaylar yaşarlar, haksızlığa ve zulme uğrarlar. Belediye Başkanı, Kuşadası'ndaki toplantıyı açarken yaptığı konuşmada Kuşadası'nı: "Kent ve kent insanı adına yapılmaması gereken her şeyin yapıldığı yer" olarak belirleyerek, kentin kader çizgisini şöyle özetledi: "Kuşadası, resmen kurban edildi. Sonunda denizin bittiği görüldü. İş, işten geçip elden çıktıktan sonra herkesin Kuşadası'nı günah keçisi ilan etme yarışı başladı. Kuşadası yaşayanları acı gerçek ile yüzleşmek zorunda kaldılar. Halk yepyeni kadroları iş başına getirdi. Kısıtlı imkanlar ile büyük bir seferberlik başlatıldı. Bu dönem, Kuşadası halkının mantığının tamamen değiştiği, hedeflerin inşaat sektöründen yeniden turizm sektörüne yöneldiği bir dönemdir. Kuşadası kimliğini hakkı olduğu şekilde yeniden kazanma yolundadır. Doğa ve kültür varlıklarının korunması gündemimizin en üst sıralarında yer almaktadır. Başlattığımız Yeşil Kuşak projesi semerelerini göstermeye başlamıştır. Üç yıl önce denize girilemeyen Kuşadası'nda bugün 13 Mavi Bayrak dalgalanmaktadır. Turizm çeşitliliğinin sağlanması ve turizmin 12 aya yayılması için, ülkemizin en büyük Kongre Merkezi Kompleksi yapımına başlanmaktadır. " Öyle sanıyorum ki Türkiye'nin bütün tarihi kentleri Kuşadası ile aynı kaderi paylaşıyor. Halkın desteğini arkasına alarak Kuşadası'nı kimliğine kavuşturma mücadelesi veren Başkan Fuat Akdoğan ve ekibi, çehresi gittikçe değişen, gittikçe kendine benzeyen şirin mi şirin bu kenti adeta kendi küllerinden yeni baştan inşa etmeğe çalışıyor. Gidin, görün derim.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.