Kısa kısa...

A -
A +

Önce televizyon kanallarında tekrar tekrar gösterilen kolej gençlerinin arsız arsız gülüşerek uyuşturucu kullanmaları yüreğimizi ağzımıza getirdi. Ardından ilköğretim öğrencisi 8 hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. İlhan Yargıç'ın yanı sıra, uzman danışman Jale Kerimol da: "İstanbul'da uyuşturucu kullanmayan okul yok!" diye yürek hoplatan bir iddia ortaya attı. Aileler tedirgin, telaşta... Ortak soru: "Gençlerimize neler oluyor?" Olan şu; batılılaşıyorlar efendim... Bilgisiz, birikimsiz, idealsiz ve savunmasız olarak batının bütün hastalıklarını kapıyorlar. İlkokullara kadar inen uyuşturucu müptelalığı, ateş çemberine dönen bir coğrafyada, Atatürk'ün cumhuriyeti ve bağımsızlığımızı korumakla görevlendirdiği gençliğimizi pasifleştirmenin haince planlanmış yolu... Bu, sadece aileleri ilgilendiren bir sorun değil... Aklımızı başımıza toplayıp olayı çok geniş bir plan içinde tahlil ederek çözümler üretmenin zamanı geldi de geçiyor bile... *** Türkçe, bizim ses bayrağımız... Bağımsızlığımızın, millet olarak var oluşumuzun sembolü... Koruyalım, bütün güzelliğiyle yaşatalım diyoruz. TRT'nin artık kabak tadı veren Eurovision şarkı yarışması için seçtiği şarkıcı; "Türkçe şarkı ile katılmakta ısrar edenler eski kafalı" diyebiliyor. Bu söze destek verenler TV kanallarında ahkâm kesebiliyorlar. Ve bunlara "aydın" diyenler var. O aydınlar(!) başka dillerin savunuculuğunu yapıyorlar da iş Türkçe'ye gelince; "İngilizce"yi savunur hale geliyorlar. Devlet kurumu olan TRT sonuçta şarkıcıyı Türkçe veya İngilizce(!) söylemekte serbest bırakıyor... Olay, ne pahasına olursa olsun ille kazanalım sendromu... *** Türk toplumunda "aydın" kavramı hep tartışılan bir konu... Kendisine aydın denilmesini istemeyen Murat Bardakçı, "medya meclisi" isimli internet sitesinde kendisiyle yapılan bir mülakatta bakınız ne diyor: "Aydın demek, cahil ve hain demektir bu ülkede. Türkiye'de entelektüelliğin şartı Osmanlıca bilmektir. Bugün İran'a "molla rejimidir" diye laf atabilirsiniz ama ciddi bir entelektüel hayat vardır İran'da. "Molla" dediğiniz sarıklı insanların hepsi Doğu'yu ve Batı'yı çok iyi bilen insanlardır. Bizde kendi kültürünü bilmez, İngilizce'den okumaya çalışır. Batı'yı bilmez, sadece kafa çekip ahkâm keser. Ben şunu söylüyorum; Türkiye'de Osmanlıca bilmeyen entelektüeller cahildir. 1928 öncesi yazılmış şeyleri okuyamıyorsanız eğer, hiç okur-yazarım diye geçinmeyin. Bugün bir İngiliz entelektüeli Shekaspeare'i , Shelly'i bilir. Bizimkiler Nedim'i, Fuzuli'yi anlamaz, Şeyh Galip'i İngilizcesinden okurlar. Birçok tarih kitabı hâlâ Osmanlıcadır bizde. Kendi kültürünü bilmeyen entelektüel olamaz."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.