Hollanda' da 22 Kasım öncesi, Ermeni lobisinin baskısına boyun eğmeyen 3 Türk kökenli politikacı aday listesinden silinirken Nebahat Albayrak isimli İşçi Partisi adayı "Soykırımı kabul ediyorum" diyerek(!) koltuğunu garanti ediyor. Her şey bu kadar basit, bu kadar ucuz yani! İsviçre Adalet Bakanı Blocher'in Ankara ziyareti sırasında ülkesindeki "Ermeni Soykırımını İnkâr" yasasını eleştirerek: "1994 yılında çıkardığımız bu yasa ifade özgürlüğüyle çelişiyor" demesi İsviçre'de tepkilere sebep oluyor. İşte size "demokrasi", "düşünce özgürlüğü", "insan hakları", "dünya barışı" gibi yaldızlı sloganlarla göz boyayan batının özgürlükçülüğü ve demokrasi anlayışı... AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn: "Türkiye'de insanların üyelik süreciyle ilgili olarak sinirlerine hakim olması gerekir" diye tavsiyede bulunuyor. Demek ki topluca bir sinir testinden geçiyoruz! Sinirlenmiyoruz efendim, gerçekleri daha net bir biçimde anlıyor ve sadece esef ediyoruz. Siyasilerimiz, bütün dayatmalara rağmen AB'ye girmek için ev ödevlerini yapmak için çaba sarfededursunlar; Türkiye'yi karalamak, mesnetsiz iftiralarda bulunmak; AB içinde kabul görmek, mevki, şan ve şöhrete ulaşmak için yetiyor. Demek ki 301. maddenin kaldırılması için baskı yapmak bunun için. Türkiye'ye hakaret ve karalama için... Ne kadar iyi niyetli düşünürseniz düşünün, gelişmelere bakarak çıkardığınız sonuç bu oluyor. Yani, iki kere iki dört ediyor. Tarihçilerinin geçen yıl yayınladıkları ortak bildiriye rağmen, tarihi tarihçilere bırakmayarak bilime kulak tıkayan Fransız parlamentosu, Ermeni soykırımı ile ilgili yasa tasarısını 12 Ekimde tekrar görüşecek. Tabii yine onur kırıcı gelişmeler yaşanacak! Bizden düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda ileri adımlar atmamız istenirken AB ülkeleri düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı yasaların peşinde olacak. Söyler misiniz, bu ikiyüzlülük değil de nedir? Gerçekler bu kadar açık seçik ortadayken bazı körü körüne AB yanlısı aydınların ve yazarların yaptığı gibi kuantum mantığını kullanarak belki öyle değildir, böyledir şeklinde grilerin peşinde koşamıyorsunuz. Kısır döngüde üzülerek dolanıp duruyorsunuz. Zaman zaman yapılan kamuoyu anketlerinde Türk halkının AB'ye girmek isteyişindeki irtifa kaybı bu yüzden. Dönüp dolaşıp aynı sonuca varıyoruz; Türkiye çağdaşlaşma ve reform atılımlarını AB'ye girmek için değil, büyük ve güçlü bir devlet olmak için, muasır medeniyetlerin üstüne çıkmak için yapmalı. Bütün fert ve kurumlarıyla barış içinde azim ve umutla çalışmalı, üretmeli... Onurlu olmak bunu gerektiriyor.