İstanbul, bütün güzelliklerine, bütün gizemine rağmen insanlarının bir türlü rahat edemediği, huzur içinde yaşayamadığı bir şehir. Yönetimin aksaklıkları ile insanlarının kural tanımazlıklarının buluştuğu öyle kördüğümler var ki şaşırıp kalıyorsunuz. Benim şimdi size bahsedeceğim kördüğüm, İstanbul'un gözde semtlerinin birinde; Etiler'de, Narin Sitesi'nin köşesindeki üç yol ağzında yaşanıyor. İki sitenin de yola açıldığı bu kavşak, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ndeki yığılmayı sözüm ona hafifletmek amacıyla trafiğin sabah, akşam saatlerce tıkandığı; daha doğrusu kördüğüm olduğu bir yer. Arabaların bu düğümlenişi sırasında şoförlerin beyinlerindeki kanallarda tıkanıyormuş gibi akıl almaz bir saygısızlık ve kuralsızlık hüküm sürüyor. Geliş ve gidiş yolları birbirine karışıyor, sitelerden çıkışlara izin verilmiyor, garip manevralar, yasak olduğu halde gereksiz U dönüşler yapılıyor. Bazen meczup tavırlı bir delikanlı ortaya çıkıyor, trafik polisliği yapmaya kalkıyor. Bu arada sinirler adamakıllı geriliyor, kornalar birbiri ardınca çalıyor, tartışmalar, ufak tefek çarpışmalar oluyor. Sanırsınız ki şehrin orta göbeğinde değil, dağ başında sınırsız sorumsuz bir yerdesiniz. Bu saatlerde arabayla o kördüğümü aşıp da bir yere gitmek başlı başına bir zulüm olduğundan birçok toplantıyı ve etkinliği kaçırıyor, gidemiyorum. Haliyle "İstanbul çile severlerin olsun!" deyip dayanılmaz bir bezginlik içinde sakin bir sahil kasabasına gidip yerleşme hayalleri kurmaya başlıyorum. Bezginlik aslında bütün semt halkına yayılmış durumda. Kördüğüm içinde kalan ve olup biteni seyreden herkes bu şehrin yaşanılmaz bir şehir olduğu hükmüyle kendi kendine söylenip duruyor. Bazıları Beşiktaş Belediyesine bu duruma bir çözüm bulunması için başvurmuşlar, ancak görevlilerden sorunun Büyükşehir Belediyesini ilgilendirdiği cevabını almışlar. Büyükşehir Belediyesine başvuranlar da, ilgililerden buraya alt geçit yapılmasının programlandığını, şimdilik yapılacak bir şey olmadığını öğrenmişler. Nasıl yani? Bugünü kurtaramayanlar geleceği nasıl kurtaracaklar? Alt geçit yapımı en azından üç dört yıl alır. O zamana kadar bu karmaşa sürecek mi? Böyle bir yönetim, daha doğrusu böyle bir yönetimsizlik olabilir mi? Yan yolları tıkayarak; bu tıkanıklık içinde insanları çıldıracak hale getirerek Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün yükünün hafifletildiğini sananlar kendi kendilerini aldatıyorlar. Böylesi bir mantığa şaşmamak elde değil! Üstelik köprüye adı verilen büyük sultanın, Fatih'in şanına yakışmayan bir durum. Belediyenin ve trafik sorumlularının içine siniyor mu, bilemem. Ancak, bu akıl almaz kördüğümü seyrettikçe, gerek yöneticilerin, gerek kördüğümü seyrettikçe; daha bir içinden çıkılamaz hale getiren şoförlerin birbirlerine karşı saygı hudutlarını aşan bencil tavırlarına baktıkça Türkiye siyasetinin neden ikide bir tıkandığının ipuçlarını yakalayabiliyorum.