Milli Eğitim Bakanlığı, küfür derecesinde argo tabirlerin ve tabu kelimelerin (!) yer aldığı eserlerin okula girmesinin engelleneceğine dair bir bildiri yayınlamış. Bakanlığın bu hususta öteden beri titiz davrandığını biliriz. Hiçbir öğrencinin bakanlık kitaplarında yakaladığı kaba tabirlerle küfür ve argoya alıştığını düşünmüyoruz. O halde neden böyle bir bildiriye gerek duyuldu? Anlaşılan o ki; kültürel yozlaşmanın tehlikeli boyutlarda yaşandığı toplumumuzda bu hususta rahatsızlık duyan Bakanlık yöneticileri, kendi bünyelerinde birtakım tedbirler alma zorunluluğunu hissetmişler. Ancak, bu tedbirlerin gittikçe yaygınlaşan küfürlü ve bol argolu konuşma alışkanlığını önlemede yeterli ve etkili olacağı kanaatinde değilim. Her şeyden önce tedbirler düşünülürken sebepleri konusunda geniş açılı bir analiz yapılması gerekir. Gayrimeşru savaşların, medeniyet çatışmalarının ve terör belasının yaşandığı huzursuz, güvensiz bir dünyada yaşıyoruz. Şiddet olgusunun, adaletsizliklerin, zulümlerin, yoksullukların ve sevgisizliğin karanlığında insanoğlu giderek insan olma erdemlerini; umutlarını, hayallerini ve şiiriyetini kaybediyor; mantık sığlığına düşüyor. Şiddetin ve onun sebep olduğu kinlerin ve çaresizliklerin batağında öne çıkan duygu öfke!.. Bu karanlık ve güvensiz zulüm çağında körüklenen öfke ahtapotun kolları gibi her yanı sarıyor, bilinçleri köreltip ruhlara siniyor, küçük öfke kıvılcımlarını körükleyip küreselleştiriyor. Küfür, bastırılamayan, yenilemeyen öfkelerin, çaresizliklerin, zayıflığın, kaybedilen insani iradenin en düşük seviyede ifadesi... Mantığın iflasının, insani kalitede irtifa kaybının, seviye düşüklüğünün, kör cehaletin kaba ve acı çığlığı... Bizimki gibi cehalet oranının yüksek olduğu, sosyal sorunların halledilmediği, gelir dağılımı adaletinin ve fırsat eşitliğinin sağlanmadığı, özgürlük duygusunun rencide edildiği, dolayısıyle öfke birikimlerinin söz konusu olduğu toplumlarda küfürlü konuşma alışkanlığı yaygındır. Ama ne yazık ki bu alışkanlık, günümüzde kültür seviyesi yüksek olan kesimlere bile sirayet etmiş durumdadır. Dikkat ederseniz küfretme, saygısız konuşmalar, atışmalar, kabalıklar doğal hayatın bir parçası haline geldi. Müptelası olduğumuz Amerikan filmleri, ağza alınmayacak kaba küfürlerle doludur. Taklitçi sinemamız onlardan geri kalmamaktadır. Köşe yazarlarımız harbi yazılarında doğallığın bir parçası sayarak küfre ve argo tabirlere ağırlık vermektedir. TV kanallarının seviyesi düşük tartışma ve eğlence programlarında kendilerini ağız dalaşına kaptıranların söylediklerini kulakları işitmemektedir. Pop müziğin şarkı sözleri dudakları uçuklatacak kadar müstehcen, kaba ifadelerle doludur. Yeni yetmelerin kendi aralarındaki konuşmalarda küfür ve argo sıradan ifadeler gibi ağırlık kazanmaktadır. Faydalı işler üretemeyen toplumun kültür erozyonuna maruz kalmış bireyleri, küçüğüyle büyüğüyle küfür ve argo kullanımında âdeta birbirleriyle yarış halindedirler. Gidişat tatsız ve tehlikelidir. Bu kadar içeriksiz ve sığ olmak geleceğimiz açısından umutları kırıcı ve moral bozucu niteliktedir. Çözüm mü? Uyanış ve toparlanmadır. Tabii ki yalnız Milli Eğitim Bakanlığının değil, bütün kurumların, bilinçli ve sorumluluk sahibi kişilerin öz eleştiri yaparak önleyici tedbirler konusunda kafa yormaları ve iş birliği etmeleridir. Kaliteli toplum, kaliteli bireylerden oluşur.