Okuyucularım hatırlayacaklardır, daha önceki yazılarımın birinde "Şehirlerin Ruhu" adı altında gerçekleştirmek istediğim projemden bahsetmiştim. İlkin, "Güneydoğunun Paris'i" diye bilinen Gaziantep'i altı gün boyunca gezerek yaptığım bir ön çalışmayla bu projeye başlama imkanı buldum. Milli Mücadelede halkının Fransızlara karşı yaptığı yiğit savunma sebebiyle dünyada ilk olarak "gazi" unvanını alan bir şehir olan Antep, iklimi güzel, toprakları verimli, çevresi bağlık bahçelik, hoş ve güleç bir şehir. Eskiyle yeni kucak kucağa. Ne yazık ki tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkma konusunda halk yeterince bilinçli değil. Restorasyon çalışmaları ihmal edilmiş. Modern yapılaşmada hantal beton bloklara yer verilmiş. Yeni binalar geleneksel mimariden de ilham alarak özgün bir mimari anlayışla yapılmamış. Şehre adımınızı atar atmaz munis ve sıcak bir hava sizi şefkatle kucaklıyor. Çalışkan yerli halkı girişimci bir ruh ve kendi içlerinde geliştirdikleri rekabet duygusuyla (devlet desteği olmadan) burada dev bir sanayi kurmayı başarmış. Hemen aklıma kriz geliyor, tanıştığım insanlara krizden ne ölçüde etkilendiklerini soruyorum. Özgüven duygusu içinde "Yeter ki devlet önümüze engel çıkarmasın, biz her türlü ekonomik krizi aşacak ekonomik güce sahibiz" cevabını alıyorum. "Toprağına ölesiye bağlılık" Gaziantep yerlisinin en takdire şayan özelliklerinden biri. Okuma ve çalışma sebebiyle başka şehirlere ve ülkelere gitseler bile dönüş hep kendi topraklarına oluyormuş. Öylesine sadık ve vefalı bir yürek taşıyorlar yani. Tarihi İpek Yolu üzerinde kurulmuş olan Gaziantep'in milattan öncelere uzanan çok eski bir tarihi var. Taş, Kalkolitik, Bakır, Hitit, Asur, Roma, Bizans, Selçuk, Osmanlı dönemine ait kalıntılara bölgenin her tarafında rastlanıyor. Sanayide ileri adımlar atan, ülkenin ve dünyanın her tarafına ihracat yapan Gaziantep'in zengin kuruluşları gördüğüm ve tesbit ettiğim kadarıyla nedense bu tarihi zenginliğe karşı kayıtsız kalmışlar. Bacasız fabrika demek olan turizme yatırım yapmamışlar. Yalnız Güneydoğuya değil, insanlık tarihine de açılan bir kapı olan Gaziantep, kültür gezisine meraklı dünya turistlerinin ilgisini çekecek kadar anlamlı bir şehir. Uluslararası hava limanı, otoyolları, üniversitesi, alt yapısı, el sanatları, zengin yemek çeşitleriyle Gaziantep, transit turizmi, kültür turizmi, yayla turizmi, gastronomi turizmi, inanç turizmi gibi çeşitli turizm türlerini uygulama imkanına sahip. Gaziantep'in bütün iş adamlarına ve yerli halkına sesleniyorum. Allah size yürekliliği, sadakati ve çalışkanlığı ihsan etmiş. Elinizin altında ilgi ve işlenmek isteyen müthiş bir zenginlik kaynağınız var. Turizme yapacağınız yatırım, sizin zenginliğinize zenginlik katacağı gibi kültür turizmine giderek artan yoğun ilgi sebebiyle şehrinizi turist akınında başı çeken eşsiz bir dünya şehri yapabilir. Ha gayret diyorum! Altı günlük inceleme gezisinde bana her türlü kolaylığı sağlayan sayın vali Erhan Tanju'ya, İl Turizm Müdürü Mehmet Doğan'a, rehberlerim Bülent Öztürk ve Ercüment Beyaz'a teşekkür ediyorum.