İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı Kültür AŞ. bir süredir Cemal Reşit Rey salonunda "Arzın Merkezinde Buluşmalar" başlığı altında ilginç konferanslar tertipliyor. Arzın Merkezinde buluşma dendiği zaman, biraz romantizmle karışık derin düşünceler ve duygular oluşuyor bende. Arzın merkezi, karmaşık bir kavram. Yıllar önce sıkıntılı bir dönemimde Kapadokya gezisi yapmış ve buradan çok etkilenmiştim. Burası âdeta arzın merkezi dediğimi hatırlıyorum. Karmaşık bir etkilenişten sonra bilincin üst kademesine çıkan şey; insanlığın çektiği çileyi idrakti. İnsanlık çilesi... Şimdilerde bu çilenin trajik olaylar ve ölümlerle baş gösterdiği merkez, Orta Doğu... Demek ki arzın merkezi çile ile birlikte anlayış, vicdan, şefkat ve merhamet arayışlarının, tefekkür ihtiyacının yoğunlaştığı her yer olabiliyor... Yeni dünya düzeninin sadece sermayenin dolaşımına ağırlık verildiği küreselleşme sürecinde insani boyutların ihmali neticesinde insanın tüketildiği; savaş, hased, kin, egoizm ve intikam bulutlarının insanlığın geleceğini kararttığı, dünyanın dehşetengiz bir felakete sürüklendiği herkesin malumu... Binlerce yıllık tarihi süreç içinde insanlar bir arada yaşayabilmek için ahlâki normlar geliştirmişler. Yani insanlığın etik tarihi çok eski... Büyük umutlarla girdiğimiz 21. yüzyılın ilk çeyreğinde sanki her şey ters dönmüş gibi... Konferansın katılımcılarından Alman din adamı Hans Küng; bizim de hemfikir olduğumuz bu tespitlerden hareketle: "Orta Doğu'da savaş yalan üzerine bina edilmiştir. Durum son derece ciddi ve tehlikelidir. Herkesin birlikte atacağı ortak bir küresel ahlâk temeline ihtiyacımız var. Küresel ahlak olmadan yeni dünya düzeni sürüp gidemez" diyor. Diğer konuşmacılar; Devlet Bakanı Mehmet Aydın ve Galatasaray Üniversitesi Dekanlarından Kemal Gürsoy da yaptıkları bilinç seviyesi yüksek, filozofik konuşmalarıyla bu ihtiyaç konusunda birleşiyorlar. Peki, bu küresel ahlâk temeli nasıl atılacak? Kin ve nefret köprülerini atıp yerine yeni köprüler inşa ederek. Dinlerin birbirinizi sevin, birbirinizi öldürmeyin buyruklarına uyarak. Adil bir dünya düzenini hükümran kılarak... Dayanışma, tolerans, kadın-erkek eşitliği kültürlerini geliştirerek, sana yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma temel ilkesini tekrar hayata geçirerek. İnsanın bizatihi kendisini önemli kılarak. Değerler üzerine dayalı bir demokrasi anlayışını geliştirerek. Güvenliği sağlayarak. Değerler üzerine dayalı ileri bir demokrasi anlayışına sahip olarak. Kendinden hareketle ötekini anlamaya, okumaya; ötekiyle bütünleşmeye yönelik bir evrensellik anlayışına sahip olarak. Zaten küresel ısınma sebebiyle tehlike sinyalleri veren yaşlı ve hasta gezegenimizin bir de savaş belasıyla kana bulanmasından, TV kanallarında her gün ölüm haberleri almaktan yorgun düşen mustarip gönlüm, bu akil adamların her sözünde bir umut ışığı yakalama peşine düşüyor. Bir toplu çözüm şifresi olarak Aydın'ın "Kendimi ötekiler adına keşfetmem gerekiyor" cümlesiyle sarsılıyor. Fıtratta fesat yanımızla sürekli ötekiler üretmekle, sürekli ayrılıklara, ayrımcılıklara düşen; bu yüzden ziyan olan, çilelerle geçen hayatımızı, hayatlarımızı düşünüyorum. Saatler 24'ü vururken gözü dönmüş bir hırsla dünyaya hâkim olmaya çalışan güçlere ve onun uşaklarına kendi adına ötekileri keşfetme yolculuğuna nasıl çıkaracaksınız?