asından edindiğim bilgiye göre; film ve eğlence dünyasının önde gelen şirketlerinden ABD'li Paramaunt Pictures, Ankara'da bir "tema parkı" kurmak için TOKİ'ye teklif sunmuş. Başbakan Tayyip Erdoğan da özel olarak "işi bitirin" talimatı vermiş. Yatırıma onay çıkma durumunda, söz konusu dev eğlence parkı TOKİ'nin 20 bin konutluk proje geliştirdiği Eskişehir yolundaki Aşağı Yurtçu-Ballıkuyumcu mevkiinde inşa edilecekmiş. Tema parkı ile birlikte ziyaretçilerin konaklaması için oteller ve villaların da yapılması planlanıyormuş. İşin en ilginç tarafı; tema parklarında insanların gerçeklik duygusunu yaşaması için(!) bütün materyaller gerçeğine en yakın şekilde kullanılacakmış. Mesela oluşturulacak yapay okyanuslarda ziyaretçiler bindikleri gemilerde dev dalgalarla boğuşacakmış. İsteyen Kuzey Kutbu'na veya uzay gemisine binerek aya gidecekmiş. Yarış meraklıları yarış arabalarına binerek yarışacaklarmış. Göllerde dolaşmak, balta girmemiş ormanlarda define aramak, dev şatolarda şövalyelerle yemek yemek diğer seçenekler arasında olacakmış. Daha neler neler... Her ne kadar şair; "İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar" diyorsa da, korku ve güvensizliğin egemen olduğu bu zulüm çağında, vicdan sahipleri için acılardan ve sorumluluklardan sıyrılıp da hayallerinin sınırlarında dolaşmak pek cazip gelmiyor. Proje gerçekleştiğinde bizim post modern cahiliye medyamız zaten içi boşaltılmış halkımızı bu tür sanal yolculuklara, sürekli olarak pompalanan heyecan dalgası içinde suni gerçeklik duygularında kendilerini avutmaya yönlendireceklerdir, eminim. Sahte şöhretlerin aşk maceralarıyla dedikodu kültürünü artıran, abuk sabuk star yarışmalarında meraklarını gideren, dizi furyasıyla avutulan içi boşaltılmış halkımız bu sanal yolculuklarda heyecan doruklarına çıkıp o yorgunluk içinde ülke ve dünya gerçeklerinden bütün bütün kopacaklardır. İnsani boyutu gittikçe ihmal edilen, kitlelerin giderek edilgenleştirildiği küreselleşme süreci içinde iktidar hırsıyla gözü dönmüş güçler dünya arenasında keyiflerince at koşturacaklardır. Oysa, bizim savaş çılgınlıkları yaşanan, âdeta ölmeye, öldürülmeye alıştırıldığımız bir dünyada önce gerçek boyutta güvenirliğe ihtiyacımız var. Sonra adalete, herkese fırsat eşitliği tanıyan sosyal düzene, ikiyüzlülüklerden arınmış bir demokrasiye... Önce insanız. Tarih boyunca hep aldanışlar, acılar, mücadeleler ve umut etmelerle geçen trajik serüven sonucunda geldiğimiz nokta, yeni aldanışların tuzakları olmamalı... İnsani kaygılarla sorunların barışçı yollardan halledildiği, insan olmanın bir anlam kazandığı temeline sevgi, saygı, şefkat ve merhamet harcının katıldığı küresel bir düzende önce gerçekliğimizi yaşamak, ilişkilerimizde, yaşamlarımızda gerçekliğin tadına varmak en doğal hakkımız... Korkunun egemen olduğu, sürekli olarak savaş tamtamlarının çalındığı, kin ekilip kin biçilen, her yanı ateş çemberiyle sarılmış bir dünyada asıl olan; hayalin gerçeği değil, gerçeğin hayali aşmasıdır. Gerçek dünyada çıkarlar uğruna çocuklar öldürülüp ardından zafer işaretleri yapılıyorsa, masum insanlar evlerinde her an başlarına düşecek bir füzenin dehşetini yaşıyorsa, bizim sanal âlemde yapacağımız yolculukların ne tadı olabilir, ne tuzu...