Kuş tüyü edebiyatı

A -
A +

Hormonlu edebiyat benzetmesini duyduk ama kuş tüyü edebiyatı diye bir şey duymadık diyeceksiniz, eminim. Efendim, kuş tüyü edebiyatı, hafif konuları işleyen bir edebiyat tanımlaması. Bunu da Hürriyet gazetesinin pazar ekinde çıkan inceleme-röportaj türü bir yazıyı okuduğumda öğrendim. "Büyük Rus Edebiyatı yumuşadı; kuş tüyü edebiyatı oldu" başlığı altında yayınlanan bu yazıda belirtildiğine göre; günümüz Rusya'sında artık Tolstoy, Dostoyevski, Puşkin, Lermontov, Çehov, Mayakoski artık okunmuyormuş! Şaşırdım. Zengin bir birikime ve kültürel mirasa sahip olan Rus insanı nasıl olur da kendi bağrından çıkan bu edebiyat dehalarına sırt çevirir? Peki, Rus halkı ne okuyor diye sorarsanız, cevabı şu: Kadınlara hoş vakit geçirtecek konuları işleyen kitaplar, polisiye, fantastik, polisiye türünde romanlar... En çok okunan yazarların başında da ev kadınlarına hitap eden kısa romanlar yazan Darya Dontsova geliyor. Bunu Cengiz Aytmatov, Boris Akunin, Aleksandra Marinina, Mariya Semyonova, Soljenitsin, Ludmilla Ulitskaya, Viktor Pelevin, Vadim Panov, Maksim Fray takip ediyor... Bu ilgi çekici yazıyı hazırlayan Nerdun Hacıoğlu, Darya Dontsova'nın eserlerine meraklı yaşlı bir kadın okuyucuya bu merakının sebebini sormuş, şöyle bir cevap almış: "Benim gençliğim Sovyet zamanında halkta tiksinti uyandıran ideolojiyle yoğrulmuş mecburi edebiyat döneminde geçti. Dontsova'yı okuyunca kendimi onun oluşturduğu kahramanın yerine koyarak kaybettiğim yılları aklımda canlandırarak telafi edebiliyorum. Lüks ortamlar, yasak aşk maceraları, rahatlıkla küfredebilen kişiler, argo konuşma serbestliği hoşuma gidiyor." Çok enteresan ve düşündürücü değil mi? Ne kadar zorlarsanız zorlayın, insanları kalıplara sokamıyorsunuz. Bu değerlendirmeye popüler kültürün kıskacına girmiş yeni Türk Edebiyatı için "hormonlu edebiyat" diye nitelendiren Adalet Ağaoğlu'nu eleştirenler ne diyor, doğrusu merak ediyorum. Uluslararası sermayenin toplumların kimyasını ve zihniyetlerini akıl almaz biçimde altüst eden gücüne, ekmek kavgasının insanları ne hallere düşürdüğüne bakar mısınız? Bu trajik değişimi Literaturnaya Rossiya isimli gazetenin başyazarı Veçeskav Ogrizko şöyle açıklıyor: "1995'te duman biraz dağılınca (sistemin çöküşünü ve Sovyetlerin dağılışını kastediyor) küllerin arasında yatan edebiyat da fark edildi. Felsefesi, ideolojisi, ancak genel devletçilik tanımı çerçevesinde ele alınan ülkemizde bir şeyler yapılması gerekiyordu. Evrensel değerler ekmek kavgası veren insanımızın umurunda değildi. Okumayı yine de seven halkımıza bir biberon verilmesi de gerekliydi. İşte bu ortamda, 90'ların ortalarında yeni yayınevleri türemeye başladı. Tek dertleri vardı; halkın ruh halini çözelim ve para kazanalım. Böylece hafif yazarlar dönemi başladı. Sağ, sol tartışmalarından bıkmış halka 'taş devri' ilacı niteliğinde, dürtülere hitap eden bir edebiyat sunuldu. Çark, enteresan bir biçimde dönmeye başladı. İktidar-yapımcı- yazar arasında kapalı devre oluşturuldu. Darya Dontsova'nın ben ansızın, kendim bile anlamadan ünlü oluverdim sözleri elbette doğru değil. Dontsova, planlı, programlı ünlü oldu. Pazar ekonomisinin arz-talep kuralına dayalı olduğu söylenir ancak arzı da talebi de şekillendirmek mümkün..." Rusya için bir hayli dramatik olan bu itiraflar sizi şaşırtıyor olabilir; ama kültürsüzlüğe, basitliğe kalitesizliğe karşı bu kuş tüyü eğilimi; bol reklâmlı ve dalgalandırıcı bu edebiyatsız edebiyat yapma merakı size yabancı geliyor mu? ? Bir kitap "Tarihinden-Kaybına Girit" Prof. Dr. Ayşe Nükhet Adıyeke ve Yrd. Doç. Dr. Nuri Adıyeke tarafından hazırlanan bu kitap, coğrafi konumu ve stratejik önemi açısından Doğu Akdeniz'in kilit noktası olan Girit adasını, yapılan savaşlardan toplumsal yapısına, yaşanan ayaklanmalardan diplomasideki önemli yerine kadar birçok açıdan tarihî bir perspektif ile ele alıyor. Tarihle ilgilenen okuyucularıma tavsiye ediyorum. (Babıali Kültür Yayıncılık 0212 454 21 65 nolu telefondan teferruatlı bilgi edinilebilir)

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.