Kuşlar

A -
A +

Ben, kuşları çok severim. Küçüklüğümde, merhum Mürüvvet ablam, oyuncak yerine beni alfabeyle avuturmuş. En çok, küçük bir kuşun karlı havada sığınacak bir yer arama kaygısıyla pencere önüne konduğu hikayeyi sever, ablama defalarca okuturmuşum. Ablam, o dokunaklı sesiyle: "Gel yavru kuş, küçük kuş Bu havada üşünür Seni Ülkü düşünür" diye okudukça yüreğim titreyerek uzun uzun "Yazık!" diye mırıldanırmışım. Kuşlar, benim için sınırsız özgürlük ve safiyetin sembolüdür. İçimde sevgi, şefkat, merhamet duygularını canlı tutan sevimli yaratıklardır. Bu yüzden olacak bana gönderilen bayram kartları içinde en çok beğendiğim, Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş'ın gönderdiği, üzerinde deniz ufkunda uçuşan kuşların fotoğrafının bulunduğu kart oldu; içimdeki şairane duyguları kanatlandırdı. Sayın Topbaş'a sonsuz teşekkürler... *** Bugünlerde en fazla telaffuz ettiğimiz kelime: "Kuş". Ama "grip"le yan yana gelince içimizde tarifsiz korkular ve evhamlar uyandırıyor. Muhayyilemizdeki ağzında defne veya zeytin dalı olan kuş imajı bu korku ve evhamların oluşturduğu kara bulutlar arasında kaybolur hale geliyor. Yüreğimiz kireçlenmeğe, mantığımız sığlaşmaya, cehaletimiz öfkelerimizi depreştirmeğe başlıyor. Onun için, postmodern cahiliye medyasının bir muhabirinin, bir yetkiliye: "Kuş gribini önlemek için göçmen kuşların Türkiye'ye gelişini nasıl önlemeliyiz?"sorusunu olağan karşılayabiliyoruz! Onun için, doğuda kümes hayvanlarını canlı canlı yakan vicdansızların bu eylemine oturduğumuz yerde sadece "cık.. cık!" çekerek tepkisiz kalıyoruz! *** Havalar kötüleşti. Kuşlar, yuvalarına çekildi. Çalışma odamın penceresinden, yuvadan sıkılıp da özgürlüğe kanat açan bir serçenin çimenlerde yiyecek aramak için gezinişini görür müyüm diye bakınıp duruyorum. Balkona birkaç dilim ekmek koydum, biraz buğday serpiştirdim. Günlerdir duruyor. Normal zamanlarda bile her an yürekleri ağızlarında olan kuşlar, bir korku ve sevgisizlik dalgasından ürktülerde mi gelmiyorlar, bilmiyorum. *** Meteoroloji haberlerine göre kar geliyormuş. Ne zaman kar yağsa Cenap Şehabettin'in Elhan-ı Şita (Kış Musikisi) isimli o enfes şiirini hatırlarım. Henüz ortalıkta kar yok ama şimdiden gönlüm, kar taneleri gibi kuşları arayıp duruyor: "Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar; Küçücük, ser-sefid baykuşlar gibi kar Sizi, dallarda, lanelerde arar Gittiniz, gittiniz siz ey mürgan Şimdi boş kaldı sert eser yuvalar Yuvalarda yetim-i bi-efgan Son kalan mai tüyleri kovalar karlar Ki havada uçar uçar ağlar..." *** Bayramınız mübarek, yüreğinizde başta kuşlar olmak üzere bütün yaratılmışlara sevgi ve merhametiniz bol olsun efendim.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.