Latife Hanımın mektupları

A -
A +

Siyasette ve yönetimde ısrarla talep ettiğimiz şeffaflık, yolunu şaşırmış ve özünü kaybetmiş bir perişanlık içinde gelip sosyal hayatın (ve medyanın) göbek taşına boylu boyunca uzandı. Önce popüler gazetelerin renkli köşelerine konuşlanmış genç bayan yazarcıklar evlilik dışı ilişkilerini, sevgilileriyle olan muhabbetlerini vıcık vıcık bir laubalilik içinde anlatmağa koyuldular. Sonra televole programları, ucuz ve sahte şöhretlerin seviyeli birlikteliklerini, ilişkilerini askıya alma serüvenlerini ekranlara taşıdılar. Yatak odalarına sızdılar. Tüketim toplumunun şu veya bu biçimde tüketilmeye alışmış insanlarının kamçılanan süfli merakları arttıkça arttı. Çığ gibi büyüyen merakı tatmin için Biri Bizi Gözetliyor adı altında yayınlanan programlarla aleni röntgencilik devri başladı. Artan ilgi dolayısıyla bu defa reyting canavarları devreye girdi. İşsizlikten çıldıracak hale gelen, şöhret yoluyla kolay kazanç hırsına kapılan gençliğe el attılar. Onların hal-i pür melallerini bütün perişanlığı ile ortaya serdiler. Daha sonra kaynanalar, gelinler üzerine kurulan senaryolarla kadınların olanca zaaflarına projeksiyon tutuldu. İlgi dağları aştı... HHH Merakların bile vahşileştiği, öz değerlerin hallaç pamuğu gibi savrulup gittiği böyle bir ortamda Atatürk'ün ayrıldığı eşi Latife Hanımın anı ve mektuplarının açıklanmasıyla ilgili söylemlerin gündeme gelmesi acı ve düşündürücü... Latife Hanım, sağlığında özel hayatıyla ilgili olarak kimseye konuşmamış, Atatürk'le pek kısa süren evliliği konusunda sırlarını ve duygularını kimseyle paylaşmamıştır. Onun sağlığında rıza göstermediği bir şeyi ölümünden sonra yapmak; özel mektupları yayınlamak vicdanlara sığar mı? Üstelik, emanete hıyanet anlamına gelmez mi? Geçtiğimiz 10 Kasımda Atatürk'ün Rukiye Hanımla olan macerası medyada gündeme getirilmiş; akabinde orda, burda ve özellikle hanımların çay sohbetlerinde dedikodu malzemesi olmuştu. Latife Hanımın mektuplarının yayınlandığını farzedelim; o da yine süfli bir dedikodu malzemesi olmayacak mı? Okuyan, ileri geri, yerli yersiz konuşmayacak mı? Oysa dinimiz ölüleri rahmetle anmamızı buyuruyor. Biz de vicdanın gereğini yapalım; Latife Hanımı, bu muhterem ve asil kadının mektuplarını (emanetlerini, asla yayınlanmamak şartıyla) vârislerine teslim edelim. Ve onu rahmetle analım. Bize yakışan budur. Bir kitap: TÜRKİYE'M YAZILARI: Gazeteci Deniz Banoğlu'nun Cumhuriyet'te çıkan, ulusalcılık, küreselleşme, Avrupa Birliği, Kemalizm, insan hakları, çok kültürlülük, demokrasi konuları ile ilgili yazılarını içeren kitap Toplumsal Dönüşüm Yayınları arasında çıkmış. Bu konularla ilgilenen okuyuculara farklı bakış açıları sunuyor. Genel Dağıtım: KARDAK Tel: 0212 528 66 89

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.