Londra'daki "Türkler" sergisi

A -
A +

Geçtiğimiz günlerde, Londra Kraliyet Sanat Akademisi'nde açılan Türkler sergisinin açılışında bulunmak, o görkemli havayı solumak isterdim ama ne yazık ki kısmet olmadı. Konu ile yakından ilgilendiğim için basında çıkan sergi yazılarını dikkatle takip ettim. Hemen hemen hepsi Türklerin 600-1600 yılları arasındaki (Orta Asya Bozkırlarından Avrupa'ya uzanan)bin yıllık yolculuğuna tanıklık eden eserlerden oluşan sergi, görenleri hayrete düşürecek kadar muhteşemmiş. İngiliz basınında da sergiyi öven yazılar çıkmış. Bu, tabii ki gururumuzu okşayan bir olay. Serginin hazırlanmasında emeği geçen Nazan Ölçen'e ve Garanti Bankası'na teşekkürler... Biliyorsunuz; Türkleri barbar olarak tanımlayan batılılar çocuklarını umacı geliyor der gibi "Türkler geliyor!" diye korkuturlarmış! Bugün AB ülkeleri halklarının bizi istemeyişlerinin temelinde bu korku vardır. Bizim medyamızdaki bazı yazarların bizim korkularımıza esir olduğumuzdan bahsedişlerine bakmayın; biz gerektiğinde korkularımızı aşabiliyoruz ama batılılar kolay kolay aşamıyorlar. Bu bağlamda The Times gazetesinde çıkan bir yazıdan alınan aşağıdaki satırlar doğrusu bana çok anlamlı ve dikkat çekici geldi: "Türkler, gerçekten de geldi. Gümüş miğferleri, el yazması Kur'an-ı kerimleri, değerli taşlarla süslenmiş kılıçları, kristal kabzalı hançerleriyle Royal Academy'nin her yerini kuşattı..." Sanat ve kültürün zaferi kılıcın zaferinden büyük ve etkili olacağı için de metro yolcularının okuduğu yüksek tirajlı bir diğer gazete de bu sanat kuşatması için şöyle bir değerlendirme yapmış: "Beş yıldız üzerinden dört yıldızlık bir kültür-sanat olayı." Daha nice kıvanç verici güzel sözler ve anlamlı yorumlar... Ancak; üzülerek belirteyim ki, yine basında çıkan haberlerden öğrendiğime göre; 7. yüzyılda Uygurlardan başlayarak Selçuklular (1040-1194), Timurlular (1370-1500) ve Osmanlılar (1453-1600) dönemleri eserlerine ağırlıklı olarak yer verilen bu serginin Türkiye'de veya başka bir ülkede tekrarlanması mümkün değilmiş. Oysa, yıllarca entel geçinenlerce başlatılıp mahalle kahvelerine geçen "biz adam olmayız" teraneleriyle oluşan aşağılık duygusunun ağına düşerek kendine güvenini ve inancını yitiren; "Türkün Türk'e propagandası" alaylarıyla Türk olduğunu söylemeye bile cesareti kalmayan; tv kanallarında altıncı sınıf programlar ve abuk sabuk dizilerle ortak hafızası boşaltılan halkımızın (bilhassa gençlerimizin) bu sergiyi görmesi hayati bir anlam ve önem taşıyor. Türkiye'nin AB ile müzakerelerde zorlu bir süreç yaşayacağı gerçeğinin gün gibi aşikar olduğu şu günlerde Türk insanının güven ve inançla sağlam adımlar atabilmesi için önce kendini tanımaya, tarih ve kültürünü öğrenmeğe; tek kelimeyle kendi olmaya o kadar ihtiyacı var ki... Londra'da tutulan aynanın parıltıları buralara kadar yansıyor ama buradaki Türkler aynada kendilerini göremiyorlar ne yazık ki... Benimle aynı görüş ve düşünceleri paylaştığını ümit ettiğim Kültür ve Turizm Bakanı sayın Erkan Mumcu ve kültür-sanat gönüllüsü Garanti Bankası yöneticilerinin el ele vererek serginin İstanbul'da açılışını gerçekleştirmelerini temenni ediyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.