Maskeli Balo

A -
A +

Biz İstanbullu'lar kara hiç alışkın değilizdir. Geçen haftalarda hüküm süren Sibirya soğukları ve günlerdir kalkmayan kar, şehir hayatını felce uğrattığı gibi bizleri de evlere kapadı, içe dönmeğe zorladı. Telefonda kiminle konuştuysam herkes ruhsal sıkıntılarından şikayet etti. Bütün projeler, bütün işler bu defa bayramdan sonraya değil, kardan sonraya ertelendi. Ben şahsen, kardan hiç şikayetçi olmadım. Günlerimi okumak, yazmak ve krizi atlatıp mali durumlar düzeldiğinde çıkacağım gezi tasarıları yapmakla geçirdim.. Karlar kalkıp da hava pırıl pırıl açınca bir süre uzak kaldığım sanat olaylarıyla ilgilenmeğe başladım. Şöyle müzik ve tiyatro ihtiyacımı doyuracak, ruhumu dolduracak eserler arandım. Tabii ki ilk seçimim İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin yeni sezon için hazırladığı Maskeli Balo oldu. Maskeli Balo, büyük bestekar Guiseppo Verdi'nin en beğenilen operalarından biri. İnsanlar gibi eserlerin de kendilerine özgü bir yazgıları var. Maskeli Balo'nun da gördüğümüz hale gelinceye kadar çok sancılar, baskılar ve zorunlu değişiklerle geçen maceralı bir geçmişi bulunuyor. Hani, ismine bakarak bu operayı bol eğlenceli, şen, şakrak bir eser sanmayın. 1792 yılında çok güvendiği yaveri tarafından bir maskeli baloda öldürülen İsveç Kralı III. Gustav'ın öldürülüşünü konu alan bir melodram. Yaşadığımız dönem zaten sıkıntılı ve buhranlı deyip de sakın gitmemezlik yapmayın. Aşk, politika, dostluk, yanılgı, intikam temalarının makul dozlarda, iç içe işlendiği, dramatik örgüsü ve müziği güçlü eser, sonuna kadar ilgi ve beğeniyle izleniyor. Aytaç Manizade'nin başarıyla sahneye koyduğu, müziğini Caner Ruhselman'ın yönettiği, Erkut Uzelli'nin etkileyici dekorlarını hazırladığı, Sibel Kasapoğlu'nun koregrafisini yaptığı Maskeli Balo, İstanbul Devlet ve Opera ve Balesi'nin ciddi bir çalışma ve bol emek sergileyen yüzakı diyebileceğimiz eserlerinen biri. Başrollerde Rigoletto rolüyle geçtiğimiz yıl büyük sükse yapan Sedat Öztoprak (bilhassa üçüncü perdede söylediği muhteşem arya hâlâ kulaklarımda yankılanıyor), Hüseyin Likos ve Sema Tüzün olmak üzere bütün oyuncular izleyiciler tarafından dakikalarca alkışlanan üstün bir performans sergilediler. Bütün emeği geçenlere gönlümden birer sevgi demeti sunuyorum. Özel Hayatlar Seçtiğim ikinci eser İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından hazırlanıp Oda Tiyatrosunda sergilenen Noel Coward'ın yazdığı Nedret Güvenç'in sahneye koyduğu "Özel Hayatlar" isimli tiyatro oyunuydu. Aşk ve mantık evliliği konularında sürprizli, eğlendirici, düşündürücü ve sürükleyici bir komedi. Ayda Aksel, Levent Özdilek, Mehlika Balkan ve İsmail İncekara'nın ilgi çekici yorumlarıyla sundukları oyundan gülücüklerle çıkarken hemen bir başka oyun seçmek için İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun Şubat programını aldım. Size de tavsiye ederim. Televizyon kanalları arasında sıkışıp kalmayalım. Tiyatronun ayrıcalıklı zevkinden kendimizi mahrum bırakmayalım derim.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.