Medeniyetler İttifakı

A -
A +

20. yüzyılın acı tecrübelerinden sonra büyük umutlar, barış hülyalarıyla girdiğimiz 21. yüzyıl, beklenenin aksine savaşlar, işgaller ve gittikçe artan terör olaylarıyla başladı. 11 Eylül terör olayından sonra, Batı ve İslam ülkeleri arasında giderek artan gerilim, Huntington'un "medeniyetler çatışması" tezini doğrularcasına baş gösteren çatışmalar, dünyayı tahammül edilmez bir kaos ortamına, âdeta Orta Çağ karanlığına sürükledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zorlu AB müzakereleri süreci içinde her fırsatta kalıcı bir barış için Medeniyetler İttifakı projesini dile getirdi, İspanya Başbakanı Zapatero'nun da desteğini alarak, tarafları bu konuda düşünmeye ve eyleme geçmeye ikna etmeye çalıştı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından seçilen dünya çapında uzmanlar (akil adamlar) grubu iki yıllık bir çalışma neticesinde dünya barışı için güçlü bir umut ışığı yakan Medeniyet İttifakı Projesinin Raporu'nu hazırladılar. Türkiye ve İspanya Başbakanlarının himayesinde hazırlanan bu raporu BM Genel Sekreteri Annan'a sunmak üzere 13 Kasım'da Çırağan Sarayında bir toplantı yapıldı. Tarihî mekan içinde yapılan bu tarihî toplantıda, BM Genel Sekreteri Annan, Başbakan Erdoğan, İspanya Başbakanı Zapatero, Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, Prof. Dr. Mayor birer konuşma yaptılar. Konuşmaların ortak paydası barış, demokrasi, farklı olanlarla bir arada yaşamaya alışmak, kültürler arası anlayış ve karşılıklı saygı, hoşgörü... Amaç Yunus deyişiyle: "Ben gelmedim dava için/Benim işim sevi için/Dostun evi gönüllerdir/Gönüller yapmaya geldim" insani olgunluğa erişmek... Şüphesiz Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yer yer alkışlarla kesilen konuşması, tespit, tahlil ve analiz açısından en çarpıcı ve etkileyici konuşmaydı. İspanya Başbakanı Zapatero'nun: "Hepimizin ortak düşmanı şiddettir, baskıdır, açlık ve kötülüktür" sözlerinin paralelinde Erdoğan'ın söylediği: "Geçen yıl savunma sanayiine harcanan bir trilyon dolar, yoksulluk ile mücadeleye harcansaydı terör bu noktaya gelmezdi" sözleri çok vurucu ve düşündürücüydü. Erdoğan'ın: "21. yüzyılın küresel barış projesi" olarak nitelediği, Annan'ın ifadesiyle medeniyetler arasında köprü kurabilecek olan bu iyi niyetli ve tarafları sıkı bir öz eleştiriye davet edici mahiyette olan rapor, kireçleşmiş çatışmaların, tarih boyunca süregelen koyu taassupların ve iç hesapların yaşandığı dünyada kabul görüp de uygulamaya konulacak mı, bilinmez. Dünya bir insanlık ve ahlak sınavının eşiğinde... Toplantı bitiminde yüreğimde umut kıpırtılarıyla sarayın koridor pencerelerinden Boğaz'ı seyrederken Fuzuli'nin: "Aşk gelince cümle dertler biter" sözü içimde yankılanıyor... Bütün dinlerin özü olan sevgi, şefkat ve merhamet, şu acılı, kör inadı ve vahşi çıkarları kılavuz edinen insanoğlunun yüreğine bir düştü mü, ne kavga kalır, ne şiddet... Ne öteki olur, ne beriki... "Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü" zihniyetiyle bu barış raporuna sahip çıkan Türkiye, onuru kırılmadan, incitilmeden üyeliğe kabul edilirse AB, medeniyet değerlerine samimi olarak sahip çıkan AB olur... İsrail-Filistin arasındaki gerilim biter de Filistin devleti kurulursa dünyanın kanayan ortak yüreği sağlık bulur... Eve dönerken hep bunları düşündüm...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.