Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Milliyet yazarlarından Meral Tamer'e Mevlana'nın Belediyenin Kültür Yayınları arasında çıkan 6 ciltlik Mesnevi'sini göndermiş. O zamana kadar Mevlana hakkında bilgisi olmayan Tamer, Mesnevi'yi ilgiyle okumağa başlamış ve geçtiğimiz haftaki yazılarından birini Mevlana'ya ayırmış. Yazısı arasında: "Mesnevi, benim gibi birinin ille de kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap olmayabilir. Ama bu küçük egzersiz sayesinde anladım ki, Mevlana'yı bugünkü aklım ve bilgilerimle mutlaka yeniden değerlendirmem lazım." Geç de olsa yerinde ve sağlıklı bir karar. Anlamakta güçlük çektiğim, aydın bir kişi olarak yazarın Mesnevi için: "Benim gibi birinin ille de kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap olmayabilir" deyişi... Kanaatimce, Mesnevi, insana bütün olarak bakmayı bilen her aydın kişinin kütüphanesinde bulunması ve mutlaka okunması gereken bir eser... Çünkü Mevlana, bu eserinde insanlığın bütün sorunlarına eğilmiş... Üstelik, Batı Orta Çağ karanlığını yaşarken Anadolu Mevlanalar ve Yunuslar sayesinde aydınlanma devrini yaşamış. Aydınlarımızın genel zaafı bu; ülkemiz insanlarını ve kültürünü tanımamak... *** Umulanın aksine, insani boyutu ihmal ederek, sadece sermayenin dolaşımına ağırlık veren küreselleşmenin sebep olduğu güvensizlik ve madde hırsı, ideolojilerin iflası; teknolojinin oluşturduğu sanal ortamların güçlendirdiği yalnızlık duygusu, atom altı parçacıkların hareketlerinin izahında bilimin yetersiz kalışı insanları birtakım manevi arayışlara sürüklüyor. Bir yandan dinler ağırlık kazanırken, diğer yandan arayışlar Uzak Doğu felsefelerine kadar uzanıyor. Kendi kültüründen ve özünden habersiz insanlarımızın da böylesi arayışlar içinde çırpınıp durması şaşılacak bir durum. Batı(özellikle ABD ve İngiltere) çoktan Mevlana'yı ve sufizmi keşfetmiş bile. Bu gidişle (Tamer'in de endişesini belirttiği gibi) Mevlana'yı ve sufizmi bize yine batı tanıtacak gibi görünüyor. "Ne olacak?" derseniz; naçizane cevabım şu: "Sun'i sağ ve sol ayrımcılığının sebep olduğu fikri bağnazlıklara kapılmadan objektif bir görüş ve duyarlılıkla zengin kültür mirasımızı tanımağa, Mevlana rehberliğinde içinizdeki evreni keşfetmeğe, kendini bilme mertebesine erişmeğe çalışın. Elde ettiğiniz kârı bütün insanlarla paylaşın." Mevlana düşüncesinin iyi anlaşıldığı bir dünyada ne nükleer savaşlar olur, ne de medeniyet çatışmaları... > Bir oyun... FERHAD ile ŞİRİN Nazım Hikmet'in, İran şairlerinden Nizam-ı Gencevi'nin "Hüsrev ü Şirin" mesnevisinden yararlanarak, cihanı aşk sofrasına çağırmak amacıyla yazdığı Ferhad ile Şirin oyunu Şehir Tiyatrolarında sergileniyor. Yönetmeni Ragıp Yavuz'un deyişiyle aşktan yoksunluğun bütün devinimleri azalttığını vurguluyor. Aşktan yoksunluğun trajik boyutlarını yaşadığımız günümüzde aşkı arayanların, aşk üzerinde yoğunlaşanların ilgiyle izleyeceği, duygusal gerilimi yoğun bir oyun. Oyuncular, eserin hakkını yaşayarak ve yaşatarak veriyorlar.