Senede bir gün de olsa öğretmenler, "Öğretmenler Günü"nde gündeme geldi; yurdun her yanında törenler düzenlendi, övgüler yapıldı, çiçekler takdim edildi; televizyon kanallarında öğretmenlerle ilgili röportajlar yayınlandı. Bu bir günlük süre içinde öğretmenler de bu mesleği seçmiş olmanın gururunu yaşadılar. Ya sonra? Kalan üçyüzaltmışdört gün yöneticiler olarak da, toplum olarak da öğretmen'i unutabilir, eğitim konularına es geçebiliriz! Şaşırmayın. Şimdiye kadar hep böyle olageldi. Eğitimin başta yöneticiler olmak üzere ciddiye alınmadığını bütçeden Milli Eğitime ayrılan pay oranlarına bakarak anlayabiliriz. Türkiye'nin ana sorunu eğitim'dir. Buna paralel olarak; ekonomik kaygılardan arındırılmış kaliteli öğretmen yetiştirilmesidir. Unutmayalım ki Cumhuriyetin başarıya ulaşması bilgili, birikimli, meslek ülküsünü her şeyin üstünde tutan idealist öğretmenler sayesinde gerçekleşmiştir. Oysa şimdi? Söyletmeyin efendim derunumda neler var!.. 21. Yüzyıl, bilgi yüzyılıdır. Ancak, halen bizde olduğu gibi bilgiyi depolamak değil; onu elde etme imkanına sahip olmak ve onu nasıl kullanacağını bilmek esastır. Bu esasa göre de şimdiye kadar bir türlü ıslah edilemeyen eğitim sistemimizin yeniden düzenlenmesi, Milli Eğitim Bakanlığı'nın üzerindeki bütün tozları silkeleyerek A'dan Z'ye kadar yeniden yapılanması; çağın ihtiyaçlarını karşılayan yeni projeler üretmesi kaçınılmazdır. "Tek tip insan" yetiştirilmesini hedefleyen; ezberciliğe dayanan köhnemiş müfredat programları, öğrencide "düşünme yeteneğini ve zevkini" geliştirecek; ona "şahsiyet" kazandıracak; "milli ve evrensel değerler"le donatacak biçimde yeniden düzenlenmelidir. Teknoloji ve bilgisayar imkanlarıyla işinin ehli öğretmenlerle eğitim-öğretim; sıkıcı, asık yüzlü, monoton ve angarya bir iş olmaktan kurtarılmalı; hayatın hızlı akışı içinde öğrencinin her türlü merakına cevap verebilecek kıvraklığa ve çekiciliğe sahip olması sağlanmalıdır. Çağdaş görüşleriyle tanıdığımız; "sorgulayıcı ve analizci" bir kafa yapısına sahip olduğuna inandığımız Sayın Erkan Mumcu'nun (her ne kadar kendisinin hoşnut olmadığı söyleniyorsa da) Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilmiş olması eğitim konusundaki beklentilerimizin gerçekleşebileceği hususunda umutlarımızı güçlendirmektedir. Bu Bakanlığın ne kadar zor ve külfetli olduğunu biliyorum. Ben bir öğretmen olarak her zaman gençliğe inandım. Benim için Mumcu'nun genç oluşu; herşeyden önemlisi düşünen bir insan olması en büyük güvence. Artık ortalıkta kolaycı, entrikacı, bencil, dalgacı, cahil Hababam Sınıfı öğrencilerini değil, yoğun bir demokrasi kültürü almış; birey olmanın, kendini bilmenin idrakine varmış; yetenek ve hünerlerini dünya pazarında güvenle sergileyebilecek "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" gençleri görmek istiyoruz. Unutmayalım, en iyi yatırım, insan'a yapılan yatarımdır. Bunu sayın Mumcu'ya hatırlatmamıza gerek yok! O, zaten eğitimin istenilen düzeyde olmamasının öncelikli sebebinin ekonomik olduğunu anlayacak ve bütçeden eğitim payı oranının arttırılması için gereken mücadeleyi yapacaktır.