Milli Eğitim Bakanı'nın oğlu kopya çekerse

A -
A +

Furkan'ın (Sayın Erkan Mumcu'nun çocuklarını artık medya vasıtasıyla tanır olduk) sınavda kopya çekmesi hafta başının flaş haberlerinden biriydi. Haberi duyduğumda önce sınavlarda kopya çekme cinliğinin ilkokullara sıçramasına şaşırdım. Bu şaşkınlığım, Milli Eğitim Bakanlığı disiplin yönetmeliğine göre ilköğretim çağındaki çocuklara ceza öngörülmediği halde baba Erkan Mumcu'nun okul yönetiminden çocuğuna ceza verilmesini talep etmesiyle bir kat daha arttı. Böyle popülist bir davranışa bakarak adama: "Ayrımcılık yapmadığını ispatlamak için çocuğuna niye haksızlık yapıyorsun?" demezler mi? Sakın "kopya çekme" olayını masum bir davranış olarak değerlendirip hoşgördüğüm zannedilmesin. Ezberci neslin bireylerinden biri olarak; "Canım ne çıkar? Zamanında biz de yapmadık mı?" mazeretine de sığınmıyorum. Kopya çekmek, üzerinde durulması gereken çok ciddi bir ahlaki sorundur. Ve eğitim sistemindeki sakatlığın; dolayısıyla eğitimde başarısızlığımızın tipik bir göstergesidir. Sizin "ezber" dayatmacılığınıza karşılık olarak gözü açık ve kaytarmacı öğrencinin gösterdiği tepkidir. Ki bu, Hababam Sınıflarının ve şimdi gündemde olan "Havuç nesli"nin (ilerde, aile meclislerinde övünür bir edayla gülerek anlatılacak) matrak (!) maceralarından sayılır. Genç Bakanın gazetecilere verdiği beyanat içinde geçen: "Herkes kendi çocukluğundan yola çıkarak bu olayın muhasebesini yapabilir" sözleri de kanımca bunu ima etmektedir. Peki, yıllardan beri süregelen; öğretmen-öğrenci ilişkilerindeki güvensizliği yansıtan bu sakatlık nasıl giderilir? Tabii ki eğitim sistemini baştan aşağıya yenileyerek; çocuğa temelde düşünmeyi, bilgiye ulaşma ve kullanma yöntemlerini öğretmeye yönelik bir eğitim anlayışına geçerek... Bilgiye nasıl ulaşacağını bilen, düşünmeyi öğrenen, sorgulayan, araştıran, analiz ve sentez yapabilen bir zihni yapıya sahip olan öğrenciye soracağınız soruların cevapları ancak onun kafasında olacağı için kopya çekme ihtiyacı kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Eğitimin temel amaçlarından biri, öğrencide güven duygusunu ve güvenilir insan olma idealini geliştirmektir. Bakan Mumcu gibi ben de şimdiye kadar yapılan sıkı gözetlemeli sınav biçimlerini öğrencide güvensizlik duygusu uyandırdığı için pedagojik açıdan sakıncalı buluyorum. Bilakis gerek aileler, gerek eğitim camiası olarak yarınlarda ülkemizi ve cumhuriyeti emanet edeceğimiz çocuklarımıza duyduğumuz güveni sağlam temellere oturtacak bir zihniyet ve davranış içinde olmamız gerektiğine inanıyorum. Hani, her 'şer'in arkasında bir 'hayır' vardır derler ya, şu günlerde bakanın oğlu vasıtasıyla gündeme gelen (Bir veli olarak sayın bakan için de eksi puan toplayan) "kopya çekme" olayı, ciddi reformlara hazırlandığı söylenen Milli Eğitim Bakanlığının, eğitim sorunlarını daha geniş açıdan ele almasına bir vesile olur diye umuyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.