Milli Eğitim'de yeniden yapılanma

A -
A +

Türkiye'nin ana meselelerinin başında eğitim geliyor. Milli Eğitim'de "yeniden yapılanma" hareketinin başladığını haber aldığım bu dönemde, aslen eğitimci olmam sebebiyle üç haftadır yazılarımı eğitim konularına ayırıyor; tesbit, görüş, düşünce ve önerilerimi dile getirmeğe çalışıyorum. İnşaallah Milli Eğitim'de okuyanlar bulunuyordur! Basında çıkan haberlere göre; yönetimde görevden almalar ve yeni atamalar sebebiyle Milli Eğitim Bakanlığı'nda tam anlamıyla bir deprem yaşanıyormuş. Bununla ilgili olarak Eğitim-Sen, "eğitimde gerici operasyon başladı" başlıklı çağrıyla yaptığı basın toplantısında kamuoyunun dikkatini Milli Eğitim Bakanlığı'nın üstüne çekti. Haliyle şimdilerde halkın büyük bir kısmında endişe ve tedirginlik hakim. Mademki genç bakanımızın demokrat ve yenilikçi kişiliğine inanıyoruz, eğitim alanında beklenen reformları yapması için kadrosunu yenilemesi hususunda korku ve evhamlara kapılmadan ona hareket esnekliği tanımamız gerekmez mi? Öte yandan, insanları (onlara hiçbir fırsat tanımadan) peşinen "ilerici", "gerici", "sağ", "sol" diye etiketlemenin doğru olmadığı; böyle bir tutumun ülkeye zarar veren kamplaşmalara yol açtığı geçmiş tecrübelerle sabit. Artık insanları hizmet alanında değerlendirmenin ölçüsü; birikim, işinde ehliyet ve başarı olmalıdır. Şimdiye kadar üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi atıl kalan, içinde bulunduğumuz çağın gerçeklerini dikkate alarak hiçbir proje üretemeyen, atılım yapamayan; reformu, eski şairleri müfredattan çıkarmak, Türk tarihini Cumhuriyet'ten başlatmak şeklinde algılayan Milli Eğitim'de A'dan Z'ye yenilik yapılması zorunludur. Hatta, bu yenilenme hareketinin kemikleşmiş ilişkilerin çözülmesi, sığ anlayışların aşılması açısından mevcut kurul ve komisyonları da kapsaması gerekir. Söz kuruldan açılınca mevcut Talim-Terbiye Kurulu İnceleme komisyonlarının birbirini tutmayan işlemleri yüzünden çok sıkıntı çeken bir sanat tarihi kitabı, yazarının şikayetleri, başından geçen traji-komik olaylar aklıma geldi. Bunları bana anlattığı zaman hem gülmüş, hem de üzülmüştüm. Her yeni baskıda kitap, değişik komisyonların incelemesinden geçiyor; birinin öngördüğü değişim ve düzeltmeler diğeri tarafından iptal ediliyormuş. Söz gelimi biri çağ kelimesi yerine 'dönem'i önerirken, diğeri 'dönem'in tekrar tekrar 'çağ'a döndürülmesini istiyormuş. Ünlü sanatkârlara ait çıplak tabloların giydirilmesini talep edenler bile olmuş. En son gördüğümde bu yazar arkadaş, inceleme komisyonunun öztürkçelerini bulmasını istediği kelimelerle boğuşuyor, tanıdığı edebiyat öğretmenlerinden şu kelimelerin öztürkçelerini soruşturuyordu; meydana gelmek, ölü, sanduka, grup, mükemmel, dinamizm, gelenek, medeniyet, tema... Şimdi dil yönünden neden gittikçe fakirleştiğimizi, çocukların ebeveynlerin dillerinden bile neden anlamaz hale geldiğini anladınız mı? Onun için yenilenme gerekli diyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.