Milli onur

A -
A +

Haftalardır TV kanallarından Güneydoğu sınırına yapılan asker, araç ve silah yığılmasını, ABD gemilerinin İskenderun Limanı'na dayanmalarını seyretmek, yazılı basında Antalya'daki lüks otellerin ABD'li asker aileleri için kapatılacağı türünden haberler okumak ister istemez bizde dolaylı olarak işgal ediliyormuşuz gibi bir his uyandırmıştı. İsyan, umutsuzluk ve bedbinlik duyguları içimizde kök salmağa başlamıştı. Hele geçtiğimiz günlerde CHP'li milletvekili Mustafa Özyürek'in inceleme için gittiği İskenderun Limanı'na sokulmaması; milletvekilinin "Limanlarımız ABD silahlı kuvvetlerinin işgali altında" diye feryad ü figan etmesi bu duygularımızı doruk noktasına çıkarmıştı. Tezkerenin TBMM'de kabul edilmeyişi sanki savaşı tümden engellemişiz gibi içimizde uyuyup kalmış olan bir başka duyguyu kıvılcımladı; bizi birbirimize kenetleyerek olağanüstü bir enerjiyle olduğumuz yerde zıp zıp zıplattı. Bu duygunun adı mı? Tabii ki milli onur. Bu duygu, "Hayır"ın sorumluluğunu duyarak gereğini yapmamız; bundan böyle dünyanın saygınlığını kazanan, çılgın güçlerin istek ve tehditlerine boyun eğmeyen bir şahsiyet olarak kendi geleceğimizi tayin etmemiz için 'muhtaç olduğumuz kudret'i damarlarımıza zerkediyor. Her 'şer'in arkasında bir 'hayır' vardır derler ya; belki de 21. yüzyılın yüz karası olan bu tamtam seslerinin tek hayrı da galiba bizi kendimize getirmek; dalmış olduğumuz gaflet, dalalet, hıyanet uykusundan uyandırmak... Tezkere oylamasının yapıldığı 1 Mart, tarihi bir gündür, evet! Atatürk'ün Meclisinin güven tazelediği; bizim de Gençliğe Hitabe'den başlayarak Atatürk'ü anlamağa çalışmamız gereken bir yeniden yapılanma başlangıcı... Bundan böyle yedisinden yetmişine kadar herkes şahlanmış bir milli onur; inanç ve kendine güvenle bu yeniden yapılanma hareketinin içinde üstüne düşen görevi yapmalıdır. Gençlerimize bu görev bilinci aşılanmalıdır. Artık bu "Beni ısırmayan yılan bin yaşasın" düşüncesinden kaynaklanan nemelazımcılıkları, iç bade güzel sev havaları içinde kendimizi dağıtmaları, dünyaya bir kere geldik bahanesinin ardındaki sapkınlıkları, tembellikleri, az çalışıp çok kazanma cinliklerini, kendi içimizde sürdürdüğümüz adaletsizlikleri, her fırsatta memleketten kaçış sendromlarını, cehaletin kör karanlığında yaşamağa razı oluşları, et tırnaktan ayrılır iddiasıyla birbirimizden kopup parçalanmaları, dilimize, tarihimize, kültürümüze karşı ilgisizliğimizi, ekonomimizi IMF'ye teslim etme rahatlığını mutlaka ama mutlaka bırakmamız gerekiyor. Tabii bizi kendi kendimize ısındıran bu milli onuru hiç kaybetmemek istiyorsak... Kurda, kuşa yem olmayı düşünmüyorsak... Korkulara teslimiyeti kabullenmiyorsak... "Hayır"ın arkasında duracağız!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.