Ünlü sinema oyuncusu Şener Şen'in müthiş bir oyunculuk sergilediği ve TV kanallarında sayısız kere gösterilen "Namuslu" filmini herhalde hatırlarsınız. 80'li yıllardan sonra topluma hakim olan "köşe dönmeci" zihniyetin halkı nasıl asli değerlerden uzaklaştırıp "para olsun da nereden gelirse gelsin" anlayışına getirdiğini anlatan kara mizah bir sosyal hiciv filmiydi. Toplumu bugünlere taşıyan bir dönemi ve o dönemin değer yargılarını anlatması bakımından ibret vericiydi. Şimdi geldiğimiz noktada, köşeye sıkışan, toplumsal sancılar çeken ve artık uyandığı söylenen insanlarımızın "değişim"i talep ederken önce kendilerinin bu değişime ayak uydurmaları; bu değişimin gereklerini yapmaları kaçınılmaz. Yani, her zaman dediğimiz gibi aynalarda kendini görme, başkalarını suçlamadan önce kendi hatalarını tespit edip düzeltme yoluna gitme ve özeleştiri yapma zamanıdır. Öyle görülüyor ki toplumsal kalkınış önce toplumsal silkiniş ile mümkün olacaktır. Yoksa, sihirli bir değneğin kendimiz dışında her şeyi değiştireceğini, bizi selamete ulaştıracağını beklemek, yeni hayal kırıklıklarına zemin hazırlamaktan başka bir işe yaramayacak. Yerli filmlerin TV kanallarında sil baştan gösterime girdiği şu günlerde belki "Namuslu" karşımıza çıkacak. Filmi yine seyredin, kahkahalarınızı atın ama şu soruları kendi kendinize sormayı bir deneyin derim: *Rüşvet yemeyen, yani işini bilmeyen memurun enayi olarak tanımlanmasına razı mısınız? *Alın terinin; emeğin, bilimin, adaletin ve kültürel seviyenin gözardı edilerek "para"nın asli ve tek değer olarak rağbet görmesi size rahatsızlık veriyor mu? *Para gelsin de nereden ve nasıl gelirse gelsin düşüncesinde misiniz? *Her şeyin parayla satın alınacağına, bütün kapıların parayla açılacağına inanıyor musunuz? *"Kaç paralık adamsın?", "Paran kadar konuş!" cümlelerini günlük konuşmalarınızda kullanıyor musunuz? *"Büyüklerimiz her şeyi bizden daha iyi bilir" düşüncesi ve kayıtsızlığı içinde kaderinizi yöneticilerin eline sorgusuz sualsiz teslim etmekten yana mısınız? *Ekonomide düzelmenin önce siyasette düzelmeyle başlayacağına inanıyor musunuz? *İşinizi en iyi biçimde yapmanın, ürettiğinizde önce kaliteyi gözetmenin vicdan rahatlığı içinde misiniz? *Çocuğunuzu yetiştirirken onu "Önce kendini düşün" telkinleriyle mi programladınız? Bu tür sorulara vereceğiniz cevaplar toplumsal silkiniş ve değişim sürecinde sizin sorumluluk payınızı belirliyor, unutmayın.