Uzayın sonsuz boşluğu... Derin sessizlik... Kozmik bakışın getirdiği düşünce sınırsızlığı, evrene ve evrenselliğe kucak açış, duru görüş, duygu çeşitliliği, ruh sükûneti... İç âlem cenneti... Geçmiş yıllarda "Uzay Yolculuğu" isimli belgeselde, astronot bakışıyla dünyayı üç boyutlu olarak seyrederken bunları algılamıştım. Geçen hafta, Rus uzay istasyonunda aylarca kalan NASA astronotu Shannon W. Lucid ODTÜ'de düzenlenen Kampüs Gelişim Günleri'ne katılmak üzere Türkiye'ye geldi. Gazetecilerin yaptığı röportajlarda Lucid, uzayda bulunmanın kendisine tarifsiz ve benzersiz hisler yaşattığını, ancak özellikle ruhani bir deneyim yaşamadığını söylemiş. Şaşırdım. Seyrettiğim belgeseldeki algılamalarımı hatırlayıp, dünyevi baskılardan geçici de olsa kurtulup da özgürlüğe kanat açan ruh, nasıl farklı bir deneyim yapmaz diye düşündüm açıkçası. Uzayda en uzun kalma rekoru kıran Shannon W. Lucid, "tarifsiz ve benzersiz hislerden" hareketle, bugün ruhsal çöküntü içinde olan ABD ve insanlık için sevgi ve barış mesajı mahiyetinde bir şeyler söyleyemez miydi? *** Bunu düşünürken, konu ile ilgisi ne diyeceksiniz ama ABD'de Cumhuriyetçi Başkan adayı McCain'e akıl hocalığı yapan, Hz. Muhammed'in vahiylerini şeytandan aldığını söyleyen, İslam düşmanı rahip Rod Parsley'in basında yayınlanan: "Amerika, bu yalan dinin yok edilmesi üzerine kurulmuştur. Kolomb da 1492 yılında Yeni Dünya'yı keşfettiğinde, İslam'ın ordularını Avrupa'nınkilerle yenme hayalini taşıyordu. İslam, dünyadaki acıların, kanın ve yıkımın sorumlusudur. İslam'ın amacı dünyayı şiddetle ele geçirmek" şeklindeki dehşetengiz sözlerini hatırladım. Karşımızda olan; Hz. İsa'nın evrensel "sevgi" öğretisinden nasibini alamamış, tekâmül amacından uzak, sağlıksız düşünce ve sığ bir ruh. Kuru, bilgisiz, sevgisiz, savaşçı ve ilkel... Kapitalist ruh, herhalde böyle bir şey...