Uzun zamandan beri görmediğim yeğenimin diline "gülüm" hitabı dolanmış. "Nasılsın gülüm?" diyerek açtığı telefon sohbetini "Allah'a emanet ol gülüm!" sözüyle bitirdi. Yüreğime ılık ılık bir şeyler aktı, içimde güller açtı. Uzun zamandır bana kimse "gülüm" diye hitap etmemişti. Kalktım, çalışma odamın karşısındaki bahçede rengarenk açan gülleri seyrettim bir süre... O güller de, ben de Allah'a emanetiz artık! O güzelim güllerle bütünleşmek bir moral depoladı ki sormayın... Gönlümün dergahında uyuya kalmış olan şair Nedim bile uyandı, o meşhur beytini coşkuyla mırıldandı; "Gülüm şöyle, gülüm böyle demektir yare mutadım Ey gül seni sever canım ki canana hitabımsın" Nedim şakımağa başlar da, Nef'i durur mu, o da "Fırsat bu fırsat, ilkbaharın geldiğini bile çok geç farkeden şu fakirin içini açacak bir şeyler söyleyeyim" diyerek gül ve gül mevsimi üzerine unutulmaz beyitlerini dile getirdi: "Esdi nesim-i nevbahar açıldı güller subh-dem Açsın bizim de gönlümüz saki meded sun cam-ı Cem Gül devri ayş eyyamıdır zevk u safa hengamıdır Aşıkların bayramıdır bu mevsim-i ferhunde-dem" (İlkbahar rüzgarı esti, sabah vakti güller açıldı. Saki, yetiş, Cem'in kadehini sun, bizim de gönlümüz açılsın.. Gülllerin açtığı bahar günleri, yiyip içip eğlenme günleridir ve bu devir, üzüntüyü bırakıp zevk sürmenin zamanıdır. Bu kutlu, mutlu ve uğurlu günler aşıklar için bayramdır.) Ekonomik kriz ve son DSP kongresinde yaşanan antidemokratik olaylar sebebiyle pek keyifsiz olan birçok okuyucum, "Neler saçmalıyorsun? Şimdi gülle, bülbülle uğraşacak zaman mı?" deyip sitem ederek nazire olsun diye "Bahar gelmiş neyleyim/Neyleyim baharı, yazı" şarkısını tutturabilirler. İyi de, bizim kültürümüzde öyle karamsarlık girdabında uzun boylu debelenmek, umutsuzluk batağında kaybolup gitmek var mı? Kara günü karanlığa yollamadan ak günü ağartmak mümkün mü? Evet, geçim derdi, işşizlik, tatsızlık diz boyu. Ama insanız nihayet, ayrıca inancımız sağlam; öyle her günü diğerine eş kılarak yaşayamayız. "Ya ne yapalım?" diyeceksiniz. Farklı bir şey yapın diyeceğim. Bir yakınınıza, sevdiğiniz eşinize, dostunuza bir telefon açın. TL sıkıntısından, dolar kurundan hiç bahsetmeyin. O enfes cümleyle hatırını sorun: "Nasılsın gülüm?" Ona mana zenginliklerini hatırlatın; yolladığınız iki kelimelik sevgi buketiyle gönül hazinelerinin kapısını aralayın...