Önceki yıllarda, 2000'li zamanları tahayyül ederken (fazla iyimserlikten mi ne) insanlığın olgunluk zirvesine ulaşacağını, bazı kelimelerin artık telaffuz edilemeyeceğini düşünüyorduk. Mesela hangi kelimeler? Savaş, yoksulluk ve darbe.. Neticede ne oldu? Bırakın geri kalmış Afrika, Asya ve Ortadoğu ülkelerini; kendi ülkemizde kötü yönetimler ve krizler neticesinde yoksulluğun gittikçe arttığına şahit oluyoruz. Dünya kamuoyunun bütün karşı duruşlarına rağmen Ortadoğu'da ne idiği belirsiz bir savaşa şahit olduk. Irak halkının tepesine inen bombaların dehşetini hep birlikte yaşadık. Ağlayan, perişan kadınlar, kolu bacağı kopan çocuk manzaraları geleceğe ait umutlarımızı kararttı. Şimdi de kulaktan kulağa yayılan ve bir İngiliz stratejik araştırma kurumunun Türkiye ile ilgili iddiasıyla gün yüzüne çıkan darbe söylentileri... Basından edindiğimiz bilgilere göre İngiltere'nin en ciddi stratejik araştırma kurumlarından biri sayılan IISS, bu konu ile ilgili iddiasında bakınız ne diyor: "Eğer Türk Hükümeti önümüzdeki birkaç yıl içinde herhangi bir radikal adım atarsa, batıda ne kadar kabul edilemez bir tavır olarak görülürse görülsün, ordu hükümeti devirebilir." CHP'nin, Cumhurbaşkanının, Genelkurmayın, 23 Nisan resepsiyonunu boykotu, bazı kesimlerde laikliğin tehlikede olduğunun dolaylı işareti gibi algılandı. Haliyle korkular ve evhamlar depreşti; kulaktan kulağa fısıldamalarda, kapalı sohbet toplantılarında yapılan kişisel değerlendirmeler ve eklemelerle bu korku ve evhamlar büyüdükçe büyüdü. Büyümeye de devam ediyor. Onun için bir yerlerden darbe lafının gelmesi kimseyi şaşırtmadı. İçimizde ne yazık ki bunu isteyenler de var. Bu nasıl demokratlık? İnsan, kendini birtakım komplo tezgahlarının arasında sıkışıp kaldığını hissedip "Yine neler oluyor?" diye sormadan edemiyor. Evet, neler oluyor? Demokratik bir seçimle işbaşına gelen AKP hükümetinin siyasi tecrübesi yok denecek kadar az, yönetimde birtakım zaaflara düştüğü apaçık, aralarında tam bir uyum olduğu da söylenemez ama biraz insaflı olalım. Altı aylarını daha yeni doldurdular. Üstelik bir savaş sendromu yaşadılar. Krizin eşiğinden döndüler. Üstelik, AB üyeliği için var güçleriyle çalışıyorlar. Demokrasiye inanıyorsak onlara fırsat ve zaman tanıyacağız. Ha, takıye yapıldığı, laikliğin tehlikede olduğu gibi şüphelerimiz varsa sivil toplum kuruluşlarını desteğimizle güçlendirerek mücadele edeceğiz. Sivil inisiyatifi artıracağız. Yani, her şeyden önce kafalarda sivilleşeceğiz. 21. yüzyılda artık ne darbesi?