Ne ekersen...

A -
A +

Yüzyıllarlar boyunca birbiriyle örtüşen tecrübelerin sonucunda oluşan bir atasözü, evrensel bir gerçeği vurgular: "Ne ekersen, onu biçersin!" Her atasözü, tefekküre açık, bilinçli, sebep-sonuç ilişkilerini sağlıklı bir mantıkla kurabilen insanlar için sonunda ders alınacak bir öğreti karakteri içerir. Yer altı ve yer üstü kaynaklarının insafsızca tüketilmesi, çevrenin hoyratça kirletilmesi, sera gazlarının ozon tabakasını delmesi sonucu dengesi bozulan dünyamız pek yakın bir gelecekte küresel kuraklığa maruz kalacak. Yani, insanoğlunun sorumsuzluğu yüzünden mavi gezegen yaşanılır bir yer olmaktan çıkacak! Tehlike o kadar büyük boyutlarda ki, uzay mekiği Discovery'nin komutanı Eileen Collins, uzaydan dünyanın hal-i pür melalini şu sözlerle ifade ediyor: "Erozyonu ve ormanların yok edildiğini görebiliyorsunuz. Bunlar, dünyanın bazı bölümlerinde çok yaygın. Atmosfer, bir yumurtanın etrafındaki kabuk gibi. Yani, o kadar ince. Çok fazla havamızın kalmadığını biliyoruz. Sahip olduklarımızı korumak zorundayız." Ama kim dinler?.. *** Dertlerimiz bununla bitmiyor. Bir türlü ehlileştirilemeyen vahşi kapitalizm, uluslararası gözü kara ve doyumsuz güçlerin çıkar savaşları, masum insanları hedef alan terör olayları, yaygınlaşan açlık ve sefalet küresel barış ve insani dayanışma umutlarımızı suya düşürüyor. Dikkat ederseniz her terör olayı sonunda yöneticiler tarafından teröre lanet yağdırılıyor, uluslararası iş birliğinden falan söz ediliyor. Ama terörü oluşturan sebepler masaya yatırılıp ciddi bir şekilde analiz edilmiyor; eller vicdanlara konarak sorumlulukların muhasebesi yapılmıyor. Küreselleşmenin insani boyutu, öteki'ni ezmeğe ve sömürmeğe yönelik her türlü derin çıkar hesaplarından arınılmadığı için gerçekleştirilemiyor. Sevgi ve barış ülküsünü geliştirmek yerine insanlar şiddet ve ölüme alıştırılıyor. Her gün televizyonu açtığımızda karşımıza çıkan patlama olayları ve ölümlerle ilgili haberler ilk günlerdeki gibi bizi dehşete düşürmüyor; gittikçe olağan ve kanıksanan bir durum oluyor. İşte, en tehlikeli olan da yaygınlaşan bu duyarsızlıktır. Öteki'nin ıstırabına karşı vicdanların gitikçe körelmesi 21. yüzyılın ayıbıdır. *** İnsanoğlu, artık aklını başına toplamak; sorumluluklarının idraki içinde olmak, neme lazımcılık tavrından, bana dokunmayan yılan bin yaşasın duyarsızlığından kurtulmak zorunda. Komşusu aç yatarken gönül rahatlığı içinde tok yatanlar, bir yerlerde dert ürerken nefs azgınlıklarının peşinde olup da çılgınca iç bade güzel sev hayatı yaşayanlar, bir yerde durup düşünmelidirler. Sırtlarını döndükleri, giderilmesi için ortak bir çaba göstermedikleri dertler, umulmadık bir anda karşılarına tehlike olarak çıkabilir. Ve nitekim çıkıyor da... Ünlü ve büyük yazar Dostoyevsky, boşuna: "Herkes, her şeyden sorumludur!" demiyor! *** Bizim sözümüz herkese; ama özellikle gücü elinde toplayıp da dünya arenasında at koşturmak isteyenlere... Öteki'nin topraklarında derin sömürü emellerini göstermelik demokrasi kılıfına bürünmüş projelerle gerçekleştirmeye çalışan, çözümleri savaş yoluyla halletmeğe kalkan; acımasız saldırılar altında umutsuzluk, ezilmişlik ve çaresizliğin karanlığına bulanan ruhlarda kin ve öfke tohumu eken dünya kovboylarının unutmaması gereken gerçeği bir kez daha tekrarlayalım: Ne ekersen onu biçersin! Veya: Rüzgâr eken, fırtına biçer!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.