Neler oluyor bize?

A -
A +

Ekonomik kriz yüzünden Arjantin'de olduğu gibi bizde sosyal patlama olmaz denildi. Patlama olmuyor ama çatlamalar birbirini takip ediyor. Bu çatlamalar en az korkulan patlama kadar vahim... Aç ve sefil insanların çoğunlukta olduğu toplum adeta çöküyor. Birbirini takip eden banka soygunları, kadınların kâbusu haline gelen kapkaç olayları, cinayetler, intiharlar, borçlarını ödeyemeyemediği için psikolojik travmalar geçiren esnafın marjinal tepkileri, aile kavgaları, artan boşanmalar, bir sosyal yara haline gelen fuhuş ve uyuşturucu batağı tehlikeli bir sona doğru gidişin acı belirtileri. Felaket açıkçası "Ben geliyorum" diyor. Acil tedbirler ve çözümler konusunda görünürde kimsenin kılı kıpırdamıyor. Herkes ve her şey insanların birbirlerine karşı saygısının, sevgisinin ve acımasının olmadığı bir zulüm çarkının doğal bir parçası haline gelmiş. Sivil toplum örgütleri suskun, sosyologlar ve psikologlar suskun, Sosyal Hizmet görevlileri, eğitimciler hasılı herkes suskun. Eskiler: "Varlık gülüştürür, yokluk döğüştürür" demişler. Görünen sadece didişme, döğüşme, sapıtma, şaşırma ve dağları aşan öfke... Ve bunları sergileyen vicdan sarsıtıcı ibret manzaraları... Yedi yaşında bir kız çocuğunun bir TV kanalında dansöz elbisesi giydirilerek Asena'ya taş çıkartan göbek atışlarını, gerdan kırışlarını, kalça sallayışlarını hepimiz küçük dilimizi yutarcasına seyrettik. Birilerinin tepki göstermesiyle Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet Bakanı Hasan Gemici, çocuğun ailesi hakkında İstanbul Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce soruşturma başlatmış, ilgili kanalı RTÜK'e şikayet etmiş: İyi de sorumlu sadece tek aile, tek TV kanalı mıdır? "Şimdi, para okumakta değil, dansözlükte, mankenlikte, şarkıcılıkta ve futbolculukta" anlayışının hakim olduğu, çocukların dolaylı veya dolaysız bu işlere yöneltildiği toplumumuzda, şimdi pek çoğu bir dansöz adayı haline gelmiş. Her fırsatta ortaya fırlıyorlar. TV kanallarındaki sohbet, eğlence ve magazin programlarına bakın, kadınlı erkekli insanlar bir darbuka ritmi almaya görsünler dansözlere parmak ısırtıyorlar. Çocuklar sadece model uyguluyorlar. Bir de toplumun yarını demek olan gençlere bakalım. Çağın hızlı temposu ile toplumun ve içinde bulunduğu şartların arasında sıkışıp kalmışlar. Eğitim, onları şahsiyetlerini geliştirecek yarınlara güvenle bakabilecek şekilde donatamıyor. Çoğu işsiz. Yollarını bulmakta ve hedeflerine ulaşmakta zorlanıyorlar. Tutunacak dal arıyorlar. Ya sokağa teslim oluyorlar, ya uyuşturucu batağına saplanıyorlar, ya da Satanizm gibi sapık akımlara kapılıyorlar. İnsan ruhu bu kadar boşluğu kaldıramaz. Ondan sonra gelsin intiharlar... Hasılı, küçüğüyle, büyüğüyle halimize bakıp da "Neler oluyor bize?" diye hayıflanmamak mümkün değil. IMF'ye teslim olan ve alternatifsizliğin sun'i güvencesi içinde koltuklarına kurulan yöneticilerimize gelince, zam üstüne zam yaparak, vergi üstüne vergi koyarak soluksuz kalan toplumu daha bir köşeye sıkıştırıyorlar. Sıkışan havanın er geç patlayacağı akıllarına gelmiyor nedense.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.