Seçkin edebiyat ve fikir adamı Nihat Sami Banarlı, hayata veda edeli otuz yıl olmuş! Ne gariptir ki zaman, geçerken uzun, geçtikten sonra kısa geliyor insana. Eskilerin, ömrü, göz açıp kapayıncaya kadarlık süre şeklinde tarif etmeleri bu bakımdan çok anlamlı. Şimdiki gençler ne yazık ki Nihat Sami Banarlı'yı tanımıyorlar. Biz toplum olarak kendimizi popüler kültüre ve magazine teslim ettiğimiz için öz değerlerimizi, bu ülkeye hizmet etmiş nice kıymetli bilim ve kültür adamlarımızı birer birer unutuyoruz. Bizim nesil, edebiyat zevkini Nihat Sami Banarlı'nın, bugün dahi yeri doldurulamayan edebiyat ders kitaplarından aldı. Ben de dahil birçoğumuz, edebiyat öğretmenliğini seçtiysek Banarlı sayesindedir. Bu sebeple ona "hocaların hocası" demek yerinde bir tanımlamadır. Geçtiğimiz Perşembe günü, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümünde Doç. Dr. Şeyman Güngör öncülüğünde "Nihat Sami Banarlı"yı anma toplantısı yapıldı. İçine kapanıklığı ile entelektüel çevrelerce eleştirilen üniversitenin, üniversite dışında bir kültür adamına böyle bir vefa örneği sergilemesi, topluma açılma zihniyetinin anlamlı bir göstergesi sayılabilir. Toplantıda konuşan Prof. Birol Emil, bu noktaya parmak basarak üniversitenin (bilim dışında da) toplumun fikir ve kültür hayatına katkıda bulunan değerli şahsiyetlere de sahip çıkması gerektiğini vurgulaması dikkat çekiciydi. Emil'in üzerinde durduğu diğer önemli husus Banarlı'nın savunucusu olduğu milli romantizm meselesiydi. "Milli romantizm fikri, milleti yücelten bir fikirdir. Milli romantizmin idraki, bir milletin tarihte, sanatta ve coğrafyada meydana getirdiği bütün eserlerin bir şuurda birleşmesidir. Rüya görmeyen millet, millet olmaz. İstiklal ve medeniyet rüyaları görenler, bunları yeni nesillere aktarmak zorundadırlar. Bu yapılmazsa, günümüzde olduğu gibi rüyasız, idealsiz, ülküsüz ve renksiz nesiller yetişir. Yabancılaşmadan kurtulmak için önce eskileri bilmek zorundayız. Bizim klasik (divan) şairlerimiz dünya edebiyatının ilk sembolistleridir" diyen Prof. Birol Emil'in konuşması toplantının en heyecan uyandırıcı veciz konuşmasıydı. Diğer konuşmacılar; Prof. Faruk Akün, Prof. Orhan Okay, Prof. Kemal Eraslan ve Doç. Dr. Şeyma Güngör, Nihat Sami Banarlı'nın çalışmaları, eserleri, sanatkarlığı, çalışma disiplini ve nezaket timsali olan mümtaz kişiliği üzerinde konuştular, Banarlı'nın sanatkarlığı üzerinde tartıştılar. Ömrünün son yıllarında tanıma mutluluğuna eriştiğim Nihat Sami Banarlı'yı rahmetle anarken hülasa olarak diyebilirim ki: "O, bir sanatkar ruhtur; başlı başına adeta bir sanat değeri taşıyan ders kitapları, makaleleri ve sohbetleriyle verdiği ilhamlar sayesinde ülkemizde nice sanatkarların ve edebiyat adamlarının yetişmesine öncülük etmiştir." Bir kitap: MEDYA ETİĞİ: Son yıllarda ülkemizde medyanın itibarı, kalitesi ve inandırıcılığı konuları tartışılırken sık sık "medya etiği" kavramına değiniliyor. Başbakanlık Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, kuralları, hukuki kurallardan daha işlevsel olan "medya etiği" konusuna açıklama getirmek amacıyla Fransız bilim adamı Prof. Claude-Jean Bertrand'ın "Medya Etiği" kitabını Türkçe'ye kazandırmış. Konu ile ilgilenenler için önemli bir başvuru kitabı.