Berlin Büyükelçimiz M. Ali İrtemçelik, Solingen faciasında çocuklarını kaybeden; ancak acısını yüreğine gömüp bir bilge edasıyla Alman toplumuna hitaben yaptığı konuşmada: "Allah insanları üç şeyle imtihan edermiş. Acı, yoksulluk ve para. Beni de acıyla imtihan etti. Ancak, beş canımı kaybetmeme rağmen sevgimi kaybetmedim. Çocuklarımın ölümü bizi birbirimize yaklaştırsın. Alman ile eşit tutulalım. Aramızda kin ve husumet olmasın" diyerek dünyaya örnek alınacak bir mesaj veren Mevlude Genç'in yalnız eli değil, yüreği öpülesi bir ana olduğunu söylüyor ve ardından şöyle bir teklif getiriyor: "Mevlude Genç, Nobel Barış Ödülüne aday gösterilmelidir." Çok haklısınız da sayın İrtemçelik, Batı dünyası böyle bir şeye yanaşır mı? Yanaşmaz. Çünkü; çifte standartçılık bağlamında Batı, kendini ele vermiş olur; insan hakları, demokrasi, özgürlük cilası sıyrılır, altından ırkçılık, önyargılar, korkular, ayrımcılık lekeleri gün yüzüne çıkar. Onun için geçelim. Ama Mevlude Ana'nın adını tarihimize bir barış ve dostluk simgesi olarak altın harflerle yazalım. *** 29 Mayıs,Türk-Alman Dostluk Günü'nde, başta CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Onur Öymen olmak üzere kalabalık bir heyet halinde Mevlude Genç ailesinin evini ziyarete gittiğimizde, bana çay ikram eden bir Türk bayana 12 yıl öncesine kıyasla Alman ırkçılarının tutumlarında bir düzelme olup olmadığını sordum. Cevabı üzücüydü: "Hiçbir düzelme olmadı. Hatta daha da azıttılar diyebilirim. Burada hiç rahat ve huzur içinde değiliz. Çocuklarımızı okula gönderirken yüreklerimiz ağzımızda oluyor. Ramazanda ibadetlerimizle bile alay edenler çıkıyor. Üstüne üstlük işsizlik çekiyoruz. Halimiz zor." Yetkililerden edindiğim bilgiler de bu karamsar tabloyu doğrular nitelikte. Almanya'da ırkçılık giderek tırmanıyor. Mevlude Genç'in uğruna canlarını vererek ümit ettiği kucaklaşma için Almanya'da politik sorumluluk taşıyanların 40 yıldan beri somut ve olumlu adım atmadıkları acı bir gerçek... Ayrımcı uygulamalar Türklerin günlük hayatlarında karşılaştığı ana sorunların başında geliyor. Alman vatandaşlığına geçişin kolaylaştırılması, vatandaşlık hakkının sağlanması için Alman ve Türk hükümetleri arasındaki çalışmalardan netice alınamıyor. Ağır hayat şartları, şiddete uğrama, hakaret ve aşağılanma, eşit fırsata sahip olamama, meslek eğitimine başlamadaki olumsuzluklar, eğitimde ve okulda ayrımcılık, işsizlik gençleri huzursuz eden ve bunalıma sokan sorunların başında geliyor. Netice olarak şöyle bir hükme varabiliriz; Almanya'da farklı kültürlerin bir arada uyum ve huzur içinde yaşaması henüz ham hayal... Mücadele yolu dikenlerle dolu... Her şeye rağmen barış ve dostluğa inanıyorsak mücadeleden yılmamamız; Yunus'un ta 13. asırda dile getirdiği insanlık öğüdünün anlamını tıpkı Mevlude Genç gibi örnek insani tutumlarla Batının vicdanına kazımamız gerekiyor: Sen sana ne sanırsan ayruğa da onu san Dört kitabın manası budur eğer var ise