Türk Sinemasının eski gözde kadın oyuncuları dendiğinde ilk aklımıza gelen yıldız isimler Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın... Nedense onlar kadar güçlü ve emektar oyuncu Nurhan Nur unutuluyor. Eskiler, "Gözden ırak olan gönülden de ırak olur derler." Nurhan Nur, uzun zamandır ortalarda görünmüyor, bu yüzden belki ilk anda akıllara gelmiyor. Ama yıldızı Yılanların Öcü, Şimal Yıldızları, Düşman Yolları Kesti ile çıkış yapan, Dolandırıcılar Şahı isimli filmiyle ilk ödülü kazanan Nurhan Nur, unutulmamayı hak ediyor. Nur'u, 90'lı yılların başında TRT'de yayınlanan, senaryosunu yazdığım Aile Bağları isimli dizim dolayısıyla tanıdım. Aile içi sevgiyi ve bağları diri tutmaya çalışan enfes bir büyükanne tiplemesiyle dikkatimi çekmiş ve o yıllarda dizinin en iyi yerli dizi olarak ödül almasında büyük rol oynamıştı. Kendisiyle geçenlerde buluşup sinema üzerine sohbet ettik. Hani bizler zaman zaman yerli sinema atağa geçti, geçiyor diye umutlanıyoruz ya, Nurhan Hanım, aynı kanaatte değil. "Bizim zamanımızda her şeyden önce yapımcılar ve yayıncılar arasında daha düzeyli bir iletişim; karşılıklı saygı ve sevgi vardı. Şimdi ne sevgi, ne saygı, ne de vefa var" diyor. İnsan'ın özünü tüketen vahşi kapitalizm, neyi bozmuyor ki? Vefa, artık semt olarak bile unutuldu. Ünlü Yönetmen Atıf Yılmaz'ın ilk eşi olan Nurhan Nur, en çok Yılmaz'a içerliyor. "Onu yönetmen olarak sinemaya ben kazandırdım. Meslek hayatında ilerlemesi için yardımcı oldum. Ama o, kıskançlığı yüzünden beni meslek hayatımdan uzaklaştırdı; iş almamı bile sürekli engelledi" şeklindeki itirafları bu içerleyişin sebebini özetliyor. Anladığım kadarıyla Nurhan Hanım, meslek hayatından şu veya bu sebeple uzaklaşmış ama içindeki meslek aşkı hiç sönmemiş. "Yaşım 77 ama kendimi hâlâ oyunculuk için hazır hissediyorum, şöyle kaliteli bir dizi olsa da rol alsam diye düşünüyorum" diyor. Bu yazım, inşallah bu emektar oyuncumuzun sinema çevrelerinde hatırlanmasına ve mesleğe dönüşüne vesile olur.