İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, uzaktan tanıdığım kadarıyla değerlerine sahip çıkmağa çalışan, mazbut, kibar ve çalışkan bir insan. Son günlerde dikkat ediyorum, popülizme merak saldı. Hani onun kamera karşısında ağlamasından, problemlerine bir türlü köklü çareler üretilemeyen sokak çocuklarıyla sık sık resim çektirme merakından dem vurmayacağım. Başkanımız, cennet belde haline getireceğini vaat ettiği İstanbul'un tanıtımı için gözde Amerikan artistlerini İstanbul'a getirmeyi kafaya koymuş, basında çıkan haberlere göre son Amerika gezisinde bu konuda girişimlerde bulunmuştu. Bu konuda daha sonra ne türlü gelişmeler olduğunu bilmiyorum. Bildiğim, daha doğrusu hepimizin bildiği Uluslararası Olimpiyat Komitesi Değerlendirme Komisyonu üyelerinin ülkemize geldiği bir sırada bir spor tesisinin açılışı için ünlü karateci aktör Claude Van Damme'ı İstanbul'a davet ettiği. Hani ilk bakışta bunu (medyada ağırlıklı bir reklam sağlama hedefine rağmen) makul karşılıyorsunuz; gelen ne de olsa sporun bir dalıyla uğraşmış bir aktör, popülaritesinden faydalanmakla spora meraklı gençlik üstünde kamçılayıcı rüzgarlar estirir diyorsunuz. Claude Van Damme, umulduğu şekilde İstanbul'da hayranlarının ve gazetecilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Bundan o kadar memnun kalıyor ki olimpiyatları kastederek: "Çinliler beni severler; alınmasınlar ama benim oyum İstanbul'a" şeklinde davet edenleri pek keyiflendiren beyanatlar veriyor. İyi. Buraya kadar diyeceğimiz bir şey yok. Daha sonra ünlü aktörün spor kuruluşlarıyla ilgilenmesini, ne bileyim en azından bu konularda gençlerle sohbet etmesini falan bekliyorsunuz. Aa, günlük gazeteleri her çevirişte bakıyorsunuz ki Van Damme ile ilgili rahatsız edici magazin haberleri... Adam, sanki buraya alem yapmağa gelmiş! Ev sahipliği yapan belediye onu (kalitesi her gün biraz daha bozulan ama fiyatları artan) belediye evlerinde ağırlama yerine lüks restoranlarda, barlarda, meyhanelerde ağırlıyor... Dansözlerle yaptığı gece alemleri büyük gazetelerde yayınlanan çarşaf gibi fotoğraflarla günün konusu oluyor. Geceyi aktörle birlikte geçiren(!) dansöz bayanlar, ağızlarının suyu aka aka gazetelere "Böyle vücut görmedik" diye beyanat veriyorlar. Bu nasıl bir misafir programıdır? Çoluk çocuktan utanılmaz mı? Masrafları bir yana, muhafazakar bir belediye bütün bunlara nasıl sebebiyet verebilir? Olmadı Başkan Bey! Lütfen, bundan sonra İstanbul'un tanıtımı için Amerikalı aktörleri çağırma hevesinden vazgeçin. Başa çıkamazsınız!.. Bunlar size göre işler değil!