Ortak sorumluluk

A -
A +

Ne yazık ki dünyada itibarı gittikçe sarsılan Türkiye, zor günler yaşıyor. Siz TV kanallarında "iç bade, güzel sev" takımının vur patlasın çal oynasın havalarına bakmayın; çoğunluk hayatından bezmiş durumda. Ülkenin gözbebeği olan gençler Türkiye'den kaçma hesabı içinde... Gittikçe artan umutsuzluk dalgası atalarımızın ruhunu incitecek kadar hazin... Gördüğümüz kadarıyla medyada ve halk arasında suçlamalar, ağır eleştiriler Ankara'ya, siyasilere yapılıyor. Şimdiye kadar sürdürülegelen politikaların ve uzak görüşlülükten yoksun, beceriksiz yönetimin içte ve dışta ülkeyi zaafa uğrattığı malum ama sorumsuz medyanın ve bilgiye itibar etmeyen, cehalette direnen toplumun hiç mi günahı yok? "Herşeyi büyüklerimiz daha iyi bilir" zihniyetiyle her meselede halk olarak gösterdiğimiz kayıtsızlık, çılgınca kapıldığımız tüketim ihtirası, mesleklerimizde sürdürdüğümüz özensizlik, nemelazımcılık, havadan kazanma eğilimi her konuda kapıldığımız "adamını arama" kaygısı ülkeyi bugünkü çöküşe sürükleyen başlıca zaaflarımız... Çaresizliğin kör kuyusunda umutları yitirmek, hep kendi dışımızda "suçlu" aramak yerine yapmamız gereken topyekun bir silkinme ve kalkınma hamlesi değil mi? Yeni dünya düzeninde değişime sürüklenen Türkiye'nin bütün fertleri de tek tek bu değişim sürecinde, değişimin bir parçası olduklarının idraki içinde üstlerine düşeni yapmak zorundalar. Nemelazımcılıklar, kayıtsızlıklar ve kişisel sorumsuzluklar devrinin artık geçtiğinin bilinci içinde bilgilenmeye ve aydınlanmaya yönelmenin gereğini anlamalılar. Toplum üzerinde en etkin rolü oynayan medyanın da bu yolda topluma yol gösterici bir sorumluluk yüklenmesi gerekiyor. Birbiri ardınca gelen krizlerde her gün biraz daha köşeye sıkışan Türk insanını, sulu sepken televole programlarıyla, sürmanşetlere taşınan magazin dedikodularıyla, mankenlerin ve şarkıcıların bitip tükenmez aşk maceralarıyla oyalamak yerine, kendi kaderi üzerinde düşündürecek ciddi hamleler yapılması kaçınılmaz. Hülya Avşar'ın boşanma kararını, Ebru Gündeş'in aşk maceralarını, İbrahim Tatlıses'le Derya Tuna'nın bilmem kaçıncı kez ayrılışlarını birinci haber olarak vermekten vazgeçtiği sürece medyada "sorumluluk" anlayışından ve tavrından bahsedilebilir. Ulus olmak bir ortak yazgıyı paylaşmaktır. Her fırsatta halkın yanında olduğunu ileri süren medya, artık kendi söyleminin gereğini yapmalı, toplum da kendi kaderiyle yakından ilgili iç ve dış sorunlar üzerinde bilgilenerek etkili bir tavır alma yoluna gitmelidir. Bunun gereği de sivil örgütlenmedir. Bizi köşeye sıkıştıran konularda uluorta bağırıp çağırarak stres atma yoluna gideceğimize sivil örgütler kurup sesimizi duyurmak, alınan kararlarda bu yolla söz sahibi olmak en akıllıca tutumdur. Üstelik, Atatürk'ün "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" sözünün özünü geliştirmek açısından da anlamlıdır. Bugün AB meselesinde, küreselleşme konusunda, Kıbrıs ve IMF hakkında herhangi bir vatandaşa bir şey soracak olsanız, ya kulaktan dolma birkaç laf ediyor, ya da hamasi söylemlere girişiyor. Oysa bunlar geleceğimizi ilgilendiren hayati meseleler. Yeni dünya düzeninde kültür düzeyleri yüksek, sorumluluk duygusunun güçlü olduğu bireylerden oluşan toplumlar güç ve ağırlık kazanıyorlar.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.