İnsanlar, taraf olmadan, kliklere sığınmadan, öteki üretmeden yaşayamıyor. Ayrımcılık, insanın özünde var. Kuvantum mantığı istediği kadar Newton mantığını bastırsın, değişim rüzgârları dünya düzenini değiştirmeyi hedeflesin; kişiler için geçerli olan çağdaş referans hâlâ bizdendir, onlardandır... Kafalardaki ve gönüllerdeki duvarlar yıkılamıyor yani... İnsanlık henüz bu olgunluğa erişemedi. Erişeceğe de benzemiyor. Hâlâ taraflardan biri karşıtlardan birinin düşüncesine katılırsa kıyamet kopuyor. Fikirler, beynin yarısına mühür vurularak üretilmeğe devam ediyor. Galiba berikinin ötekine ulaşıp tamamlandığı 'bütüncül insan'a ulaşmak bir hayal olarak kalacak... Genelde iktidarda olmasalar bile muktedir olan, etkin ve hakim pozisyonda bulunan berikiler, motivasyon güçlerinin ağırlıklı kısmını ötekilerden; onlara duydukları öfke ve sevgisizlikten alıyorlar; çağdaş rüzgârları yönlendirme gücünü ellerine geçirdiklerinde bile enerjilerini topyekûn bir hedefe ilerlemekte kullanmaktan ziyade ötekileri ötelere, daha ötelere itmede yoğunlaştırıyorlar. İşin garip tarafı; ne kadar itilip kakılsalar da ötekiler, öteki olmakta daha bir direniyorlar, yoğunlaşıyorlar, çoğalıyorlar; hatta onlar da kendi aralarında ötekileri üretiyorlar. Onun için öteki olmak zordur; sancılıdır; sürekli dışlanmanın, horlanmanın neticesinde zamanla kompleksler yumağına dönüşmektir; sürekli sürgün kaderi yaşamaktır. *** Son günlerde bir ötekinin yayın kuruluşundan ayrıldıktan sonra berikinin gazetesinde yazmağa başlayan bir yazarın yazıları dikkatimi çekiyor. Durduk yerde adeta manifesto niteliğinde değişim gerekçelerini sıralamalar... Berikilerin dünyasında fincancı katırlarını ürkütmeler... Tepkiler karşısında 'U' dönüşü yapıp kenara çekilmeğe hazırlanırken bir açığı yakalayarak daha dikine bir tavır alıp ileri atılmalar... Ötekilere, berikilere de eleştiriler getirip kliklerin kendi aralarındaki dayanışma zincirlerini şakırdatmalar... Hassas konularda harbi eleştirilerle tartışma zemini oluşturmağa çalışmalar... Polemiklere sebebiyet vermekten aleni haz duymalar... Kendi bildiği doğruları taraf kaygısı gütmeden söyleme çabasını gösterirken aldığı bir eleştiri üzerine: "Saf değiştirmekten gocunacak biri değilimdir; hayatımın her döneminde her konuda hem saf, hem de görüş değiştirdim. Girmediğim cemaat, izinden gitmediğim önder kalmadı" diye meydan okurcasına bir duruş sergileyerek hal-i pür melalini beyanlar... Bunlar, bana ötekinin derin sancılarından yeni bir tipin doğacağı izlenimi veriyor. Bu tipe bazıları dönek sıfatını yakıştırabilir ama ben acaba bütüncül insan olabilir mi diye düşünüyorum. Olabilir mi? Bir kitap: NEW YORK'TAN MEKKE'YE Cumhur Kılıçcıoğlu'nun yurt dışı izlenimlerini ve anılarını anlattığı kitabı ilgi ve merakla okunuyor. (İsteme Adresi: Mücadele Gazetesi-SİİRT- cumhur@bianet.org )