Özgür delikanlının özgür kıza öğrettiği

A -
A +

TV kanallarında sık sık karşımıza çıkan malum "Özgür Kız" reklamına şimdi de "Özgür Delikanlı" eklendi. İkisi de yaz kış demeden dağları, tepeleri aşmakla meşguller. Sözüm ona özgürlüğün peşindeler. 'Özgür Kız'ın bir sorumsuzluk modeli olarak yeni yetmeler üzerinde ne kadar olumsuz bir etki yaptığını daha önceki yazılarımın birinde anlatmağa çalışmıştım. Ancak, 'özgür delikanlı' biraz daha farklı pencere açıyor. Hatırlamağa çalışalım. Hazır kartını cep telefonuna yerleştirdikten sonra meçhul bir coğrafyada dolanıp duran kıza telefon ediyor: "Hâlâ bulamadın mı?" diye soruyor. Şaşkın kız, "Hayır" diye cevap veriyor. Özgür delikanlı, özgürlüğün içimizde olduğunu anlatan bir şarkıya başlıyor. Aslında doğru bir tesbit. Özgürlük gerçekten içimizde. Demek ki yolculuğun amacı içimize doğru uzanmak. İçimizle bütünleşip gerçek kurtuluşa ermek, gerçek huzuru yakalamak... Yoksa fiziksel bağlamda, sürekli çatışma, korku, endişe, kıskançlık, savunma, yargılama, bağışlamama, güç elde etme gibi psişik durumlara ilişkin kesintisiz düşüncelerle canavarlaşan zihnimizle hiçbirimiz özgür değiliz. Hele düşük bilinçlerin kaos oluşturduğu bu cinnet geçiren dünya ortamında hiç ama hiç değiliz. Üstelik, tarihin hiçbir devrinde insanlık olarak bu kadar kapana kısılmamıştı. Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği bu devirde nihayet bir tuşun altındayız. Teknik, bulunduğumuz yerin koordiantlarını anında tesbit ediyor, bizi istediği yerde, istediği şekilde gözetliyor. Olaya şöyle geniş bir perspektiften bakacak olursak cep telefonu bile özgürlüğümüzü tehdit eden bir aygıt (Zaten bu yüzden özgürlüğün işlenmek istediği bir programda cep telefonunun odak noktası olması bana hep ters gelmiştir) Maddemizle ne yazık ki köşeye sıkışmış durumdayız. Ama manamızla sınırsızlığın, sonsuzluğun (zamansızlığın) bir parçasıyız. Hakikate erişmiş en saf cevherlerden biri olan Hz. Mevlana da zaten "İnsanın içi özgürlükler âlemidir" demiyor mu? İşte, o özgürlük alemiyle bütünleştiğimiz sürece düşlediğimiz özgürlüğün bir uzantısı olmamız mümkün. Onun için altını çizerek, üstünde düşünmenizi tavsiye ederek tekrarlıyorum, özgürlük ancak ve ancak içimizde... Ancak, özgür delikanlının bu tesbiti rastgele mi yaptığını, yoksa bunun bilgece bir tutumun yansıması mı olduğunu henüz bilmiyoruz. Gördüğüm kadarıyla reklam bir yol ayrımına gelmiş durumda... Bundan sonra verilecek mesajlar önemli. Bakalım sonraki bölümlerde nasıl bir rota takip edeceler. Gelelim, bizim şaşkın ve sorumsuz "özgür kız"a... Acaba mesajı alabildi mi? Alabilecek mi? Yoksa karşısına çıkan yakışıklı delikanlılara takılıp kalacak mı? Göreceğiz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.