Partilerin sanatçı merakı

A -
A +

Popülizm içimize kadar işlemiş ya, ülke seçim havasına girmeye görsün, partilerde bir sanatçı merakı başlıyor. O şarkıcı senin, bu türkücü benim, bir yarıştır gidiyor. Maksat partiyi renklendirmek, ilgi çekmek... İlgi çekiyorlar çekmesine ama bir anlık. Yoksa kimse "Şu sanatçı falan partisine girdi, aman oraya oy vereyim" diye düşünmüyor. Onun için partilerin tanınmış sanatçı avını beyhude bir çaba olarak görüyorum. Sinema oyuncusu Ediz Hun, ANAP'a katıldı diye ANAP'a oy veren var mı? Hal böyleyken, geçmişte kendisine yapılan bütün ağır eleştirilere rağmen ayakta kalmasını bilen; gerçekten cesur yürekli olarak gördüğüm, özellikle eğitim ve sağlık konusunda projelerini dikkatle izlediğim DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, görme özürlü şarkıcı Metin Şentürk'ü partiye alınca ben şahsen bunu bir zaaf ve reklam kaygısı olarak değerlendirdim. Kimse yanlış anlamasın, özürlü bir insanın siyasete atılmasına karşı değilim. Her insan bir candır ve canda özür yoktur, buna inanıyorum. O halde neye karşısın diyeceksiniz. Karşı olduğum, sanatçıların siyasette popülarite malzemesi olması. Üstelik, gerçek bir sanatkârın, sanatın özgür dünyasından sıyrılıp da politikanın dar bulvarlarında sıkışıp kalmağa razı olacağına inanmıyorum. Ayrıca beden özürlülerinin sorunlarına eğilmek için ille özürlü birinin olması gerekmiyor. İnsani, şefkatli ve adil bir yönetim anlayışının toplumun bütün kesimlerini kucaklayacağı; sorunlara samimiyetle çareler arayacağı kanaatini taşıyorum. Ayrıca, gerekli katkı Türkiye Zihinsel Engelli Sporcular Federasyonu Asbaşkanı Dilek Sabancı'nın tasarladığı gibi popülizme kaymadan da yapılabilir. Hatırlayacaksınız, Sabancı'nın YTP bünyesinde engellilerle ilgili yapılacak tüm çalışmalara katılacağına dair haber basında çıkmıştı. Ben toplumda herkesin kendisine bir çeki düzen vermesi gerektiğine, zihniyet devrimi yapması gerektiğine inanıyorum. Herkes kendi sahasında görevini en iyi biçimde yapmağa çalışmalı. Kendisiyle birlikte toplumu da geliştirme çabası göstermeli. Ne yazık ki bizde öyle olmuyor. Her şey ayağa düşüyor, her şey ucuzluyor. TV programlarına sık sık çıkıp da (haklı veya haksız) şöhret elde edenler, bir bakıyorsunuz bir zaman geliyor ki ya siyasete atılıyorlar, ya da büyük gazetelerde pat diye köşelere oturuveriyorlar. Müzisyensen, şarkıcıysan, bilim adamıysan otur kardeşim, kendini bu yolda geliştirmeye bak, bir şeyken her şey olmağa çalışarak kendini boş yere tüketme. Toz dumana karışmış siyaset arenasında ve sağlıksız medyada zaten karışmış olan kafaları bir de sen karıştırma. Diyoruz ama kimin umurunda?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.