Pippa Bacca

A -
A +

"İnsanlar, evrendeki konumlarını anladıklarında, bu konumu üstlenecek kadar büyümüş olacaklardır. Cevap sizin içinizdedir. Büyük bir manevi güç ya da kanalı olabilirsiniz. Ancak, her şeyi kazanmak için her şeyden vazgeçmelisiniz. Neden vazgeçmelisiniz? Gerçekte siz olmayan her şeyden. Seçmeden seçmiş olduğunuz, ölçüp tartmadan değer verdiğiniz, kendinizden çok başkasının verdiği kararla kabullendiğiniz her şeyden. Kendinizi ve başka insanları sevmekten, güvenmekten sizi alıkoyan kendinize güvensizlikten. Ne kazanacaksınız? Sadece kendinizi, gerçek özünüzü. Barışık, gerçekten sevebilen, sevilebilen, kimin ve nelerin kendisi için ne anlam taşıdığının şuurunda bir öz. Ama, bir başkası olmazsınız; kendiniz olabilirsiniz. Onlar, kim olurlarsa olsunlar 'onlar'ın onayından vazgeçmeli, başarıyı ve başarısızlığı kendi değerlerinize göre, kendi amaç düzeyinizde değerlendirmeye bakmalısınız. Hiçbir şey basit ve hiçbir şey güç değildir. Kendiniz yerine, hakkınızda başkalarının yaptıkları tespitleri ve kararları reddetmek için güç ve cesareti nereden bulabilirsiniz? Korkmadan bakarsanız, bütün güç ve cesaret sizin içinizdedir..." Bu satırları, bugünlerde okumakta olduğum ünlü ve idealist psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross'un "Büyümenin Son Aşaması: Ölüm" isimli kitabından aldım. Bana gelinlik elbisesiyle çıktığı barış yolculuğunun Türkiye durağında tecavüze uğrayarak öldürülen İtalyan sanatçı Pippa Bacca'yı hatırlattı. Şimdi ortada bu vahşi cinayeti bir sorgulama var: Neden? Aslında hastalık ve vahşet evrensel. İnsani boyuttan yoksun, sermayenin dolaşımına ve tüketime dayalı vahşi kapitalist sistemin sebep olduğu ahlâkî çöküş, egemen güçlerin çıkarları uğruna çıkarılan savaşlar, şiddet ve kaba cinsellik içeren filmler, yanlış yönlendirilen özgürlük arayışları, aile kavramının uğradığı zafiyet, hız ve hırs çemberinde otomatikleşen hayat tarzı, körüklenen kinler, düşmanlıklar; bu eksende oluşturulan ötekileştirmeler, yaklaşan küresel ısınma felaketi insanlığı şiddet, öfke, kin nefret örgülü umutsuz bir kaos ortamına sürüklüyor. Büyük halk yığınları aldırmasız bir halde televizyon kanallarının eğlence programları ve dizilerle hipnotize olurken bir kadın, o cesur yüreğiyle tek başına bir dünya seyahatine çıkarak ötekilere ulaşmaya çalışıyor. El uzatmak, sevgiyi ve umudu canlandırmak için... Bir kadın tek başına nasıl cesaret etti, neden gelinlik giydi diye merak edenler oluyor. Yüksek bilinç ve vicdani sorumluluk duygusu, amaca dikkat çekme. Yeterli cevap olabilir mi acaba? Tabii anlayanlara...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.