"Popstar" şarkı yarışması

A -
A +

Küreselleşmenin karmaşık seyrinden midir, zaman zaman yıkım rüzgârlarına dönüşen değişim rüzgârlarının etkisinden midir, yoksa değer ve kavramların alt üst oluşundan mıdır, nedir bilinmez; son zamanlarda Türkiye'de anlaşılması ve izahı güç garip olaylar cereyan ediyor. Popstar yarışması dediğimiz olay da bunlardan biri. Üstelik "Popstar" kavramının Türkçe karşılığı nedir? Jüri üyelerinden birinin açıkladığına göre bu, bütün dünyada uygulanan bir yarışmanın Türkiye'deki format arayışıymış!.. Anlayan beri gelsin! Müzikal kalite ve ses önemli değilmiş! Üstelik, kitleleri bir anda etkileyecek ve ardından sürükleyecek "şeytan tüyüne sahip" birini ortaya çıkarma amaçlanıyormuş... Yani kaygı, ne sanat ne de bir yetenek keşfi... Reyting avı... Sistemin ağalarına kullanılıp tüketilen, tüketilince de bir köşeye atılıp ezilecek bir medya maymunu lazım. Küreselleşmenin arka planında gücü ellerinde tutmak isteyenler, dünyayı paylaşım planlarını uygularlarken toplumlar nasıl pasifize edilecek, dikkatler nasıl dağıtılacak, öte yandan kâr ve tüketim mekanizması nasıl işleyecek yoksa... Tasarlandığı gibi halkın en önemli konusuymuş gibi gündeme oturan bu garip yarışma programına elemeler yapılmadan önce birkaç kere rastladım. Uzun süre seyretmeğe de tahammül edemedim. Gördüklerimden, işittiklerimdem dolayı şaşkınlığım incinmeye, incinmem üzüntüye, üzüntüm kırgınlığa, kırgınlığım öfkeye döndü durdu. Bu dönüşümler içinde kalıcı biçimde hissettiğim tek şey; ağlama isteğiydi. Olay, sosyologlara, psikologlara, yazarlara ve araştırmacılara konu olacak mahzemelerle dolu. Küresel kapitalizm kıskacında tüketilmiş bir toplumun, kendi hallerine terkedilen, donanımsız bırakılan, gelecek umutları karartılan gençliğinin şöhret ve kazanç uğruna milyonlar önünde var oluşunu haykırarak kendi kendini tüketişinin görsel bir dramı. Acı çekmenin ve baş kaldırmanın postmodern biçimi sanki. Öte yandan televizyon denilen "sihirli" aletin kötü biçimde kullanılışının hazin bir örneği... İnsana bunlar da kim dedirten; azarlayan, inciten, onur kıran, alay eden, rezil eden, iltifatlarında bile rahatsızlık veren garip bir jüri... Kendilerine yöneltilen eleştirilere cevapları şu; starlık denen şey bir çeşit zulme katlanış olayı ve bu müzik dünyası o kadar acımasız, katı, onur kırıcı bir piyasa ki, bizim yaptığımız sadece adayları böyle bir ortama alıştırma... Hani sonucu gibi özrü bile bir tuhaf ve tartışmaya açık... Ayrıca, böyle bir yarışmanın bir üniversite salonunda yapılması da çok düşündürücü...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.