Reklamla gelen şöhretin bedeli

A -
A +

Büyük bestekâr İsmail Dede Efendi'nin, Donizetti'nin gelmesiyle saraydaki musiki âleminden uzaklaşıp da bir süre sonra hacca giderken söylediği "her şeyin tadı kaçtı" sözü beni çok etkilediği için zaman zaman içimde yankılanıp duruyor. Tabii ki bu yankılanma durup durduğu yerde değil; çeşitli vesilelerle oluyor. Biz daha baştan, zaman geçtikçe (yaşadığı onca tecrübeler sonucu) insanlığın daha olgunlaşacağı, bilim ve teknolojinin gelişmesine bakıp medeniyetin ilerleyeceği, kültürlerin zenginleşeceği hayallerine kapıldık ya, şimdilerde bir vehim uğruna kaybettiklerimizin birer birer farkına varıp kederleniyoruz. "Tadı kaçtı" hükmü gittikçe hayat tecrübemizin asli hükümlerinden biri oluyor. Mesela şu yazarlık mesleği... Düşünmekten, okumaktan hoşlanmayan bir toplumda daha yıldızını parlatamadan sönüp gitti... Diyeceksiniz ki,ortalık yazar bolluğundan geçilmiyor. Evet, şimdi herkes yazar. Mankenler, dansözler, futbolcular, şarkıcılar, TV kanallarına çıkıp da şu veya bu sebeple medya maymunu olup şöhret kazananlar, bir gecede yazar olup çıkıyorlar karşımıza. Siz, istediğiniz kadar bu işi ciddiye alın, bir ömrü bunun için harcayın, arka planda kalmağa, bir kelimeyi yerinde kullanabilmek için daima kılı kırk yarmaya mahkumsunuz... Reklamı olan (aslında bir hiç olsa da) önde oluyor. Hani aklını kullanıp(!) reklam sayesinde gündeme oturan, böylelikle kolay şöhrete ulaşan yazarlar yok değil aramızda. Orhan Pamuk bunlardan biri. Hatırlayın, daha düne kadar yazdığı her kitap akıl almaz bir reklam kampanyası sayesinde mürekkebi kurumadan liste başı oluyordu. Ve saygıdeğer(!) okuyucu da buna kanıp satın almağa koşuyordu. Bu arada art arda TV kanallarında sohbet programlarına çıkan, ömründe yokluk yoksulluk çekmeyen Pamuk, karmaşık cümlelerle sol içerikli konuşmalar yapıyordu. Şöhret tutkusu mekana ve zamana (ve de mantığa) sığmadığı için bizde şöhreti yakalayanların gözü haliyle yurt dışında oluyor. Bir zaman geldi ki Pamuk, yurt dışında en çok okunan en büyük Türk yazarı olarak lanse edilmeğe başlandı. Pamuk'un gözü de Nobel'de olmalı ki yurt dışında kendisiyle yapılan bir röportajda asılsız, mesnetsiz bir şekilde şöhret uğruna "Türkler bir milyon Ermeni'ye soykırımı yapmıştır" yalanını söylemekte bir sakınca görmedi. Evet, şöhret uğruna! Şimdi sınırsız sorumsuz bazı demokrasi havarileri Orta Çağ yazarı Umberto Eco'nun "entelektüel kriz çıkaran kimsedir" sözünden hareketle Pamuk'un sadece entelektüel bir tavır sergilemeğe çalıştığını söyleyerek onu savunmağa kalkıyorlar. Reklamla gelen her şöhretin bir bedeli vardır. Bırakın, Pamuk yine TV kanallarına çıkıp yetmiş milyonun gözü önünde kendini savunsun bakalım! Sizi rencide ettiği için kitaplarını yakmağa da kalkmayın. Çünkü, bir yazara verilecek en büyük ceza onu görmezlikten gelmek ve okumamaktır. Biliyor muydunuz?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.