Geçtiğimiz Cumartesi günü havaların istikrarsız gidişi sebebiyle kendimi iyi hissetmiyordum; biraz keyifsizdim. Akşama AKM Büyük Salonunda Rigoletto'nun prömiyeri vardı. Gidebilmek için bütün gün istirahat ettim. Sanatın moral veren, sağlığı düzenleyen gücüne gelin de inanmayın, gece opera binasından çıkarken kendimi güçlü ve yenilenmiş hissedince keyfim yerine geldi. Nasıl gelmesindi ama? Kendime müthiş bir müzik ziyafeti çekmiştim. Ünlü İtalyan besteci G. Verdi'nin ölümünün 100. yılı dolayısıyla bütün dünyada gerçekleştirilen anma etkinliklerine, İstanbul Devlet Operası da, bestecinin konusunu Fransız yazar Victor Hugo'nun "Le Roi s'amuse-Kral Eğleniyor" adlı oyunundan alıp bestelediği Rigoletto isimli eserini sahneye koyarak katıldı. Büyük sanatkârlara gösterilen vefa beni her zaman duygulandırmıştır. Aryaları dinlerken olağanüstü etkilenişimde bu duygulanmanın payı büyüktür. Sanat, "vefa" ile taçlanınca sanki daha bir anlamlı ve gizemli oluyor. Operanın her şeyden önce "insan sesi sanatı" olduğuna inanan Verdi'nin bu ünlü eserinde bu defa hangi ses ustalarının rol alacağını merak ediyordum. Çünkü Rigoletto'nun başrolleri opera sanatçılarına kendilerini göstermeleri, ses performanslarını sergilemeleri için bulunmaz bir fırsattır. İnsanın karmaşık duygularını, iç çekişmelerini karakterinde yansıtan kambur soytarı Rigoletto rolünde Sedat Öztoprak, onun saf ve masum kızı Gilda rolünde Gülgez Altındağ, Montava Dükü rolünde Bülent Külekçi kanaatimce isabetle seçilmiş oyunculardı. Kendilerine verilen imkanı en iyi biçimde kullandılar, müthiş bir performans ve başarılı bir oyunla göz doldurdular. Külek'in üstüste söylediği "La Donna e mobile" şarkısı bir harikaydı doğrusu... Baktım, çevremde bazıları da mırıldanarak eşlik ediyordu. Oyun aralarında sık sık gerçekleşen alkışlar seyircinin heyecanını zaptedemeyişinin anlamlı belirtileriydi. Eserin yönetmeni Aytaç Manizade, orkestra şefi Moshe Atzmon, dekoru hazırlayan Hayati Ata, kostümleri hazırlayan Yıldız Künutku, koreograf Nil Berkan, ışık düzenleyicisi: Metin Koçtürk bir gözalıcı uyumun parçası oldukları için her türlü övgüye değer. Evet, bir yıl, daha doğrusu bir sezon daha geçti. Mavi Nokta ile sezon açan İstanbul Devlet Opera ve Balesi Rigoletto ile sezonu kapıyor. Bir opera sever olarak şimdiye kadar seyrettiğim oyunlarda hayal kırıklığına uğramadım, oflayıp poflamadım, şu oyun bir bitsin de vakitlice çıkıp gideyim gibilerden düşüncelere kapılmadım. Kalite hiç düşmedi. Önümüzdeki sezon daha göz kamaştırıcı atılımların ve sürprizlerin yapılacağına inanıyor, bizim gözümüzü dolduran, gönlümüzü şenlendiren, mükemmele ulaşmak için herkesten fazla çalışan sanat camiasına kısmet olursa doruktaki ışıklarda buluşalım diyorum...