Rüzgârı şişeye kapatabilir misiniz?

A -
A +

Çocukluğumda zirvelere tırmanma ateşiyle yanan dağcılığa meraklı bir gencin amacına ulaşma yolunda verdiği çetin mücadeleyi anlatan bir film seyretmiştim. Kendisine engel olmak isteyen ailesine şöyle diyordu: "Rüzgarı şişeye kapatabilir misiniz?" İnsanoğlunun sınırlarını aşma tutkusunu özetleyen bu müthiş söz yıllardır hiç aklımdan gitmedi. Ele avuca sığmaz bir merakın, zaptedilemez bir isteğin neticesinde gerçekleşen bütün olağanüstü başarılar, uzaya çıkış, zirvelerin fethi, yeni yerlerin keşfi "rüzgarın şişeye kapatılamayacağı" gerçeğinin idraki değil midir? Kara bir umutsuzluk bulutunun toplumun üstüne çöktüğü bir sırada böyle rüzgarlardan, keşiflerden falan bahsetmenin anlamı ne diyeceksiniz. Anlatayım. Geçtiğimiz salı günkü Milliyet gazetesinde 31 yaşında olan öğretim görevlisi bir bayanın bir sabah kalktığında, seçmediği bir hayatı yaşadığını farkedip ani bir kararla işinden ayrılışını; sadece mail'lerden tanıdığı üç kişiyle buluşup jeeple dünyayı dolaşacağını anlatan bir yazı okudum. Durumunu şöyle özetliyordu genç bayan: "Üniversite araştırma görevlisiydim. Master yaptım, doktoroya başladım. Yeterlilik sınavını da verdim. Bu arada evlendim ve boşandım. Boşanma süreci sancılı geçti. Ve seçmediğim bir hayatı yaşadığıma karar verdim. Tüm aile profesörlerden oluştuğu için ben de kendimi sorgulamadan Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği'nde akademisyen olmuştum. Bunu istemediğimi anladım. Üniversiteden ayrılmak çok zor oldu. Hem ailem istemedi, hem de orası zevkli ve rahat bir ortamdı." Şimdi, birçokları bu genç bayanın giriştiği işi bir maceraperestlik olarak değerlendirebilir. Oysa ben bunu şişeye sıkıştırılmağa çalışılan rüzgarın patlayışı olarak kabul ediyorum. O patlayışı yaşamak, ortaya çıkan özün doğrultusunda yol izlemek müthiş bir silkiniş. Kişisel uyanışını apansız gerçekleştiren Gülin Aköz isimli bu hanım, şimd iele avuca sığmayan bir rüzgar... Dünyayı dolanacak, yüreğini meçhullerde sıkışıp kalmış yüreklerle buluşturacak... Bilgilerle, acı-tatlı deneyimlerle, mutlaka ve mutlaka kucağında sevgilerle dönüp gelecek... Kolay kolay anlatılamazları bize anlatmağa çalışacak... Tıpkı geçtiğimiz yıllada bisikletle dünyayı dolaşıp ücra köşelerden sevgiler derleyen ünlü gezgin bayan Hülya Koç gibi... Toplumun belirlediği kalıplardan dışarı çıkamayanlar bunu kolay kolay anlayamazlar. Kimbilir, belki anlarlar da anlamak istemezler. Çünkü kendini keşfetmek, özünü ortaya çıkarmak, sınırlarının ötesine geçmeğe çalışmak, rüzgarın şişeye kapatılamayacağını idrak de bir bilinçlenme, rahatına kıyma ve cesaret işidir. Kimileri nehrin bu kıyısında merak duymadan, içinden gelenlere aldırış etmeden veya kendini aşma konusunda en ufak bir adım atma cesareti gösteremeden bunalım içinde yaşar, kimileri de Allah'ın insanlara bahşettiği iradeyi kullanıp özgür ufuklara kanat açar. Seçim, insanın. Bugünlerde yolculuğunun ilk aşamasında olan Gülin Aköz'e nehrin bu tarafından el sallayarak hayırlı yolculuklar diliyorum. Her gezginin heybesine attığım yüreğimi bu defa kana kana sevgilerle dolsun diye onun heybesine yerleştiriyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.