Ben, Motorlu Taşıtlar Ek Vergisini zamanında yatıran "enayi"lerden biriyim... Bu vergi, Irak Savaşı'na katılma ihtimalinin söz konusu olduğu dönemde alelacele kondu. Savaşa katılmadık ama "ne olacak yani, bir depo benzin parası" teranesiyle "barış bedeli" (!) olarak yine de alındı. İkinci taksidi ödememe konusunda enayi olmayanlarca çok uyarıldım. Ama siz televizyona çıkıp da vergi yükümlülüğümüzü kat'i ve sert bir dille hatırlatınca dişimden tırnağımdan, hayati ihtiyaçlarımdan keserek ayırdığım parayı sırf sorumlu bir vatandaş olmam sebebiyle (gönül rızam olmadığı halde) yatırdım. Böylece enayiler (!) safına katıldım. Anayasa Mahkemesi ek vergiyi iptal edince sabırsızlıkla sizin televizyonda görünmenizi bekledim. Göründünüz. Zoraki bir gülümseyişle ne kadar belli etmek istemeseniz de keyfiniz kaçmıştı. Hani vatandaş tepkileri ve sayın başbakanın müdahalesi olmasa: "Ne yapalım, ödenmiş para iade edilmez!" diyecek gibi bir hava içindeydiniz. Oysa benim Türkiye Cumhuriyeti'nin Maliye Bakanı olarak sizden beklediğim: "Ek vergilerini yatıran sevgili vatandaşlarımız kaygılanmasınlar; paraları derhal iade edilecektir" demenizdi. Demediniz, içimden ve inançlarımdan çok şey alıp götürdünüz. Öyle bir güvensizlik duygusuna kapıldım ki başbakanın müdahalesiyle aldığınız mahsup uygulamasınının bile gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden kuşku duyuyorum. *** Sayın Unakıtan, yalnız bir hususu da ayrıca belirteyim, biz vatandaşlık bilinci gelişmiş olan insanların kendilerini zaman zaman, çeşitli durumlarda enayi gibi hissetmeleri sadece ek vergi olayıyla başlamadı. Her ne kadar, eski cumhurbaşkanımız sayın Demirel bize sık sık birinci sınıf vatandaşlar olduğumuzu söylese de biz bu ülkede hiçbir zaman birinci sınıf vatandaş olamadık. Emeğimizin ve yükümlülüklerimizi yerine getirmenin karşılığını tam olarak alamadık. Malumunuz olduğu üzere adalet, mülkün temelidir. Hukukun üstünlüğü temeline dayanmayan bir sistemde hak arayışlarının eziyete dönüşmesi, gelir dağılımındaki hakkaniyetsizlik, emeğin karşılığını bulamaması, devletin sosyal ağırlıklı olarak vatandaşa şefkatli bir tavır içinde örgütlenmemesi, bürokrasi çarkındaki çıkar düğümlenişi; yolsuzluk ve talancılığın giderek yaygınlaşması, köşe dönücü zihniyetin rağbet bulması bizlerin birinci sınıf vatandaş olma özlem ve isteğimizin önünde birinci derece engeller olagelmiştir. *** Biz, "Dokunma kalbime zira çok incedir kırılır" hassasiyeti içinde olanlar; birinci sınıf vatandaş olabilme umudunu hâlâ taşıyıp da yükümlülüklerini ısrarla yerine getirenler, namuslu olmakta direndikleri halde namuslular olarak örgütlenemeyenler, haksız vergi dayatmalarıyla uyanıklar safına itilmeye zorlananlar, artık "yolunacak kaz" muamelesi görmek istemiyoruz.