Tavsiye ettiğim filmlere gidip de memnun kalan okuyucularım, mart ayı içinde gösterime giren filmlerden hangilerine gidelim diye soruyorlar. Bu sıralar birbirinden kaliteli filmler art arda vizyona giriyor. Seçim yapmak biraz zor ama şahsen benim ilk tercihim Oscar'a aday olan ve ödül alan filmlerin tümü. Bunların yanı sıra favorilerim; Strıngs (İpler), Silver Cıty (Gümüş Şehir), Steve Zıssou ile Suda Yaşam. Mart başında vizyona giren Strıngs (İpler), yönetmenliğini Anders Ronnow Klarlund'un her yaşa hitap eden çok ama çok ilgi çekici bir Danimarka filmi. Oyuncuları kuklalardan oluşan filmin büyüleyici bir tasarımı, çok anlamlı mesajları var. İplerimizin gökyüzüne bağlı olduğu bir dünyada nefretle düğümlenerek sürekli düşman peşinde koşuşumuzu, aslında yıkıcı düşmanın kendi içimizde olduğunu vurgulayan, derin tefekkürü de içeren sanat harikası diyebileceğim bu film, insanoğlunun günümüz dünyasındaki amansız çekişmelerinin de bir yansıması. Nefretle düğümlenenin ancak sevgiyle çözüleceği bu özgün ve derinlikli filmin yürekte yankılar yapan ana temalarından biri. Silver Cıty (Gümüş Şehir), Amerika'nın politik duruşunu, dünya imparatorluğu kurma peşinde olan, savaş yanlısı Bush yönetiminin ve mevcut sistemin iç yüzünü çok çarpıcı bir şekilde eleştiren, Amerikan yapımı bir film. Michaele Moore'dan sonra en cesur ve yürekli yönetmen diyebileceğim; kariyeri parlak, usta bir yönetmen olan John Sayles, filmi Bush yönetimine karşı örgütlenen bir grubun sponsorluğu ile gerçekleştirmiş. Eleştiriye tahammülü olmayan Bush yöneteminin kendi ülkesinde bu kadar gerçekçi ve cesurca eleştirilmesi Hollywood'un bir zaferi olarak kabul edilebilir. Steve Zıssou ile Suda Yaşam, özgür ruhlu yönetmen Wes Anderson'ın Berlin Film Festivali Büyük Ödülü Altın Ayı adayı olan filmi. Gizemli dünyaların keşfine meraklı, açık okyanusların tutkunu olan seyircilerin büyük bir zevkle seyredecekleri türden bir sanat şöleni. Film, yakın dostunun bir köpekbalığı tarafından öldürülmesi üzerine uzak denizlerde çıktığı yolculukta sevgiyi ve intikamı arayan, su altı kaşifi Steve Zıssou'nun serüvenini, özel hayatının dalgalanışlarıyla birlikte anlatıyor. Her eserde sanatkar aslında üzerine eğildikleriyle kendi keşif serüvenini dile getirir derler ya, yönetmen Anderson'ın da, hayranı olduğu okyanus bilimcisi Zıssou hakkında bir film yapma düşüncesi ile ilgili olarak söylediği: "Konusu açık denizlerin büyüleyici dünyasında geçen bir film yapmayı her zaman istemiştim. Bu film, 14 yaşımdan beri hep düşündüğüm bir filmdir. Yaşamını denizlerde sürdüren eksantrik kişiliğe sahip olan Steve Zıssou gibi tuhaf ve ilginç karakter beni daima büyülemişti" sözleri bu konuda ip uçları veriyor. *** Bir kitap: ŞİİRDEN ŞUURA Muhsin İlyas Subaşı'nın Nesil Yayınları arasında çıkan bu kitabı, genç şairleri ve şiir yolculuğuna çıkan iyi niyetli okuyucuları şiir konusunda bilinçlendirmeyi amaçlıyor.