Şairler, filozoflar ve tecrübe süzgecinden geçmiş olgun kişiler, hayatı çeşitli şekillerde yorumlarlar, kimi incinme, kimi boş, kimi de acı yumağı olarak yorumlar. Bendeniz "hüzün tortusu" diyorum. İlk gençlik döneminde coşkunun ve umutların yoğun olduğu uzun bir yol gibi görünüyor. Giderek yakınların, dostların, arkadaşların, tanışların birbiri ardınca ölümleriyle acıya bulanıyor. Yaşanan tatsız olaylar ve hayal kırıklıklarıyla trajediye dönüşüyor. Bunlar, zaman süzgecinden geçtikçe yürekte bir hüzün tortusu bırakıyor. Yaş ilerledikçe bu hüzün tortusu yeni kayıplar ve olaylarla yoğunlaşıyor. Yaklaşık 25 yıl öğretim görevlisi olarak hizmet verdiğim Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nda çok değerli sanatkarlar, musikişinastlar tanıdım. Kendileriyle sohbet etme bahtiyarlığına eriştim. Cevdet Çağla, Orhan Borar, Hurşit Ungay, Özdal Orhon, Nida Tüfekçi, Haydar Sanal, Cahit Atasoy, Halil Aksoy, Cahit Peksayar, Cüneyt Orhon... Hepsi zaman içinde arkalarında doldurulmaz boşluklar bırakarak Hakk'ın rahmetine kavuştular. Şimdi de Selahattin İçli... Güzel Türkçe'mizi, şarkılarında daha da güzelleştiren, hayata, insanlara, öğrencilerine karşı her zaman nazik o güzel insan, aramızdan ayrıldı. **** Birkaç gün önce bir sabah vakti Fethiye sahilinde aldığım gazeteye şöyle bir göz gezdirdiğimde Selahattin İçli'nin vefat haberini okuyunca allak bullak oldum. "Hüzün iri dalgalarla" geldi, yüreğimin tümünü kapladı.O yaşam sevgisiyle dolu, sözü sohbeti hoş ve zarif dostun ölümüne inanamadım bir süre. Neden böyle olur; sevdiklerinin ölümüne defalarca şahit olan insan, neden hâlâ bir yeni ölümü ilkin kabullenemez. Yeni bir ayrılık rüzgarına direnç gösteremez? Yaşamın kıyısına sığınıp zayıf ve ürkek bir halde o iri hüzün dalgalarının yavaş yavaş çekilmesini bekler durur... Tefekküre dalıp da "Her canlı ölümü tadacaktır" ilahi emrinin yürekte yankılanmasıyla tevekkül ve teslim boyutuna geçer. **** Selahattin İçli, Türk musikisinin müstesna bir bestekarıdır. Sayısız sohbetlerimizin birinde şarkılarını nasıl bestelediğini sormuştum. Bana sabahları çok erken kalktığını, seçtiği güfteyle ilgili bir ritm yakaladığında ortalıkta kıpır kıpır dolanarak kendi kendine mırıldandığını söylemişti. Onun her biri, birbirinden güzel şarkılarında bir tek prozodi hatasına rastlayamazsınız. Dil üzerinde bir kuyumcu hassasiyetiyle çalışırdı. Sohbetlerimizin ana konularından biri dildi. Kendisi Türkçe'ye çok iyi vakıf olduğu halde tereddütlü olduğu yerlerde tevazu gösterip benim de görüşümü alırdı. Her zaman güleç ve hoşgörülüydü. Eski İstanbul beyefendilerinin son örneğiydi. Gördüğüm tek kötü tarafı; sigara alışkanlığıydı. Neredeyse her yarım saatte bir sigara yakardı. **** O âlem, inananlar için sonsuzluk âlemi... Eminim bir bestekarın çok mutlu olabileceği ilahi musiki ile bezeli gerçek alem... O, Allah'ın seçkin kuluna, Selahattin İçli dostuma rahmet dilerken, şu anda içimden geldiği gibi; onun bestelediği bir şiirimi, onu bütün sevenleri adına ardından yolluyorum: "İçimde bir duygu, seninle sensiz gibi; Bir ince hüzündür, engeller sevincimi. Ne zaman seslensem sana binbir özlemle; Sesi, sesten çıkarır; çağırır sensizliği.." - Sevgili okuyucularımın Ramazan Bayramları'nı sağlık ve afiyetle geçirmelerini diliyorum.