Sevgili Ufuk

A -
A +

Artık bütün okuyucularım senin, Poyrazköy sırtlarında kendi elimle diktiğim Ladin ağacım olduğunu biliyor. 18 Mart törenlerine katılmak için Gelibolu'da tesadüfen tanıdığım bir okuyucum bana: "Ufuk'u görmeye gittiniz mi?" diye sorduğunda anladım bunu. İnsanın, gönül diliyle konuştuğu bir ağacının olması çok güzel bir şey! Tabiatla daha bir bütünleşiyorsunuz; bütün canlıları sevmeyi, korumayı öğreniyor, yüreğinizdeki şefkat ve merhamet duygularını güçlendiriyorsunuz. Geçenlerde gazetelerin birinde çok hoşuma giden bir haber okudum. İstanbul'da "Validebağ Gönüllüleri Derneği" kurulmuş. Bu derneğin amacı, tarihi Validebağ Korusu'nda belediyenin başlattığı aydınlatma çalışmalarını korudaki kuş çeşitliliğine zarar vereceği endişesiyle engel olmakmış! Bir grup dernek üyesi dozerle kazılan çukurları kürekle kapatmış. Grup adına dernek proje sorumlusu Latif Şimşek, bir basın açıklaması yapmış. Şimşek bu açıklamasında; 400 yıllık tarihe sahip korunun birinci derecede SİT alanı olması ve içinde Adile Sultan Kasrı ve bir av köşkü'nün bulunmasına rağmen yerel yöneticilerin duyarsız davranarak imza attığı aydınlatma projesinin korudaki doğal hayatı bitireceğini söylemiş. Aydınlatma direklerini dikmek için yapılan kazı çalışmalarıyla ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu belirten Şimşek; "Büyükşehir Belediyesi, Anıtlar Kurulu'ndan izin almadan bu çalışmaya başlamıştır. Burada yapılan çalışma ile koruda yaşayan 28 kuş türü yok olacaktır. Özellikle gece koruda tüneyen ve doğal hayata katkıda bulunan baykuşlar tahrip edilen alanların büyümesi ile birlikte tıpkı kendilerinden önce giden leylekler gibi koruyu terk edecek, bu, zamanla korudaki tüm doğal hayatın bitmesine neden olacaktır." diyerek sözlerini tamamlamış. Bu eylem, sakinlerinin, bulundukları çevreyi ve tarihi dokuyu korumaları hususunda güzel bir örnek. Keşke böyle derneklerin ve koruma bilincine sahip insanların sayısı artsa!... Bunun için de çocukları çok küçük yaşlardan itibaren eğitmek gerekiyor. İnşaallah daha fazla geç kalmayız! Sevgili Ufuk, benim güzel ağacım, sana hoşuna gidecek bir haber daha vereceğim. Gelibolu'ya gittiğimde Çanakkale Orman Bölge Müdürü Musa Beyden Gelibolu'da ekim ayında yangın geçiren orman sahasını gezdirmesini rica ettim. Sayın müdür bana daha önceden vermiş olduğu sözü tuttu. Eceabat Orman işletme Şefi İsmail Kuloğlu ile Gelibolu Orman İşletme şefi Tarkan Balamur'u görevlendirdi. Onlar sayesinde yanık orman sahasını içim sızlayarak gezme fırsatı buldum. Ormancı arkadaşlar sahada temizliğin bittiğini, fidan dikim çalışmalarına başlanacağını söyleyerek içime su serptiler. Bana çok kıymetli bilgiler verdiler. Ormanların kendi kendilerini yenileyebildiklerini onlardan öğrendim. Buraya bir çam fidanı dikme arzusunda olduğumu söyleyince Tarkan Bey, bir fidanı benim için ayıracaklarını, onu da istediğim zaman kendi elimle dikebileceğimi söyledi. Tabii dünyalar benim oldu. Ufuk'çuğum, artık Gelibolu sırtlarında benim elimle dikimi bekleyen bir kardeşin olacak. Adını da şimdiden koydum; Kahraman. Sevindin, değil mi?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.