Sinemanın dört gülü

A -
A +

Geçtiğimiz hafta Ankara'da düzenlenen 4. Altın Süpürge Festivali'nde yerli sinemanın dört emektar yıldızına ve sinemaya emeği geçen kadın yönetmenlere ödül verildi. Festival ilkin adıyla dikkatimi çekti. "Altın Süpürge"... Bana çok anlamlı geldi. Demek ki "kadın" sanatta bile geleneksel imajından soyutlanamıyor. Süpürge, ister altın, ister bakır olsun, bana hemen akraba kavramları çağrıştırıyor; yemek, bulaşık, çamaşır, ütü vs. Her neyse, bunlar yazımın konusu değil. Beni bu gitmediğim, ancak haberlerini gazetelerden okuduğum, bölük pörçük görüntülerini televizyondan izlediğim festivalin dört emektar yıldızı ilgilendirdi. Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın... Sinemanın dört gülü. Dördü de yaş icabı gözlük takmış. Bu yüzden birbirlerine hoş espriler yaptılar. İnsanın kendisiyle dalga geçebilmesi kendisine olan güvenin bir belirtisidir aslında. Onlar, hep özgüven duygularını diri tuttukları için kendileriyle bu hafif dalga geçiş yalnız benim değil, herkesin hoşuna gitti. Bu dört oyuncu, yerli sinemanın çetin ortamında tırnaklarıyla mücadele vererek zirveye ulaştılar. Skandallardan, abuk sabuk reklam aracı olmaktan kaçındılar. Dördü de oynadıkları rollere göre seyircide belirli birer imaj oluşturdular. Türkan Şoray, mühür gözlü sultan. Fatma Girik, gözü pek, tuttuğunu koparır Dede Korkut kızı. Hülya Koçyiğit, duygulu, kınalı yapıncak. Filiz Akın, sarışın kolejli. Onların parladığı dönemde televizyon ve şimdiki gibi renkli eğlence dünyası yoktu. Bütün eğlence, sinemaydı. O günlerin sineması ayakları yere basmayan senaryolarıyla, Amerikan sinemasına paralel olarak gerçeklerden uzak bir masal dünyasını yansıtırdı. Haliyle onlar da masal kızlarıydılar. Genelde, ölümsüz aşkların, ölesiye gururun, ebedi dostlukların kahramanlarını oynadılar. Ve bu rollerde pek de başarılı oldular. Biz, ilk gençliğin sınırsız heyecanlarıyla dolu yeni yetmeler, önce, okullardaki eğitimle koptuk gerçeklerden, sonra bu masal kızların hayallerimizi kamçılayan; bizi tatlı aldanışlara sürükleyen filmleriyle... Daha sonra, karşılaştığımız gerçeklerin yoz ortamında gerçeküstüyü isteyişin çelişkilerini yaşadık. Aslında olmayan büyük aşkları aradık, ebedi dostluk hayallerine kapıldık, gururumuzu biledikçe biledik... Olanların gri zemininde hep olmayanları düşledik... Sonunda yaşadığımız tüm hayal kırıklıklarını bizzat kendimiz hazırladık... Sinemanın o dört gülü... O masal kızlar... Rolleriyle bizi o kadar büyülediler ki; Bugün bile ayılamadık.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.