Şöhretlerin hayatında kaybolmak

A -
A +

Yaz gelince televizyon kanallarındaki dizilerin çoğuna ara veriliyor. Hangi kanalı açsanız eğlence ve televole tarzı program karşınıza çıkıyor. Şöhretler neler yapıyor, nerelere gidiyor, nasıl eğleniyor en ince detaylarına kadar öğreniyorsunuz. Haberler bile bu tür magazin haberler ve skandallarla dolduruluyor. Dünyada neler olup bitiyor, ülke ne durumda, unutulmuş kitleler nelerle boğuşuyor; kimsenin umurunda değil. İnsanoğlunun en büyük ve harika buluşu olan televizyon, benim ölçülerime göre bir türlü doğru kullanılamıyor. Ama söz konusu magazin ve eğlence programları başta kadınlar olmak üzere büyük bir kitlenin hoşuna gidiyor, onların hayatını dolduruyor. Kendi aralarındaki sohbetlerde büyük ölçüde şöhretlerden bahsederken büyük bir heyecan duyuyorlar. Bu durum bizim gibi gelişmekte olan ülkelere özgü bir durum mudur diye düşünürken Doğan Uluç'un Hürriyet'teki köşesinde okuduğum yazısı süper devlet ABD'de sıradan insanların da aynı tür programlarla oyalandığını öğreniyorum. Uluç, Wall Street'de ünlülerin çocuklarına merak duyan bir temizlik işçisine bu merakının sebebini sorduğunda şöyle bir cevap almış: "Şöhretlerin yalnız çocuklarıyla değil, her yönleriyle ilgiliyim. Hollywood yıldızları, Latin şarkıcıları, manken-modellerin hayatlarını ezbere biliyorum. Onlar renkli bir dünyada yaşıyor. Hepsi güzel, şık giyiniyorlar. Gösterişli evlerinde aşçı, hizmetkârları var; sokağa korumalarıyla çıkıyorlar. Herkesin gözü üzerlerinde. Haberlerini, dedikodularını okumaya bayılıyorum. Hayaller kurup avunuyorum. Film, müzik, eğlence âlemini işleyen beş altı dergiye yıllardır aboneyim. Tabloid gazetelerde dedikodu sütunlarını satır satır okuyorum. Geceleri de televizyonda sinema yıldızlarını, şarkıcıların programlarını izlerim." Kendisine diğer konular; siyasal, ekonomik haberler, Irak'ta süregelen karmaşa, politika sohbetleriyle ilgilenip ilgilenmediği sorulduğunda cevabı trajik: "Ciddi meseleleri anlayacak eğitimim yok!" Bu cevap size yabancı geliyor mu? Gelmiyor tabii ki... Anlaşılan o ki, dünyanın her yerinde çeşitli mahrumiyetler, sıkıntılar içinde kıvranan; içinde bulundukları durumu kabullenip sinen iddiasız ve umutsuz yığınlar, şöhretlerin renkli ve eğlenceli hayatlarının derinliklerinde kaybolup kendi istek ve heveslerini sanal dünyanın gizemli atmosferinde tatmin etmeye çalışıyorlar. Kendi gerçekliklerinden vazgeçip, "İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar" diyen şairi haklı çıkartırcasına hayalin engin ufuklarına yelken açarak hayal oksijeniyle hayat, daha doğrusu (anlayamadıkları ciddi meseleleri) unutma veya katlanma güçlerini tazeliyorlar. Zaman zaman düşünürüm bu tür yayınlar; ülke ve dünya gündemini kendi çıkarlarınca belirlemek isteyen etkin güçlerin insan psikolojisinin zaaflarından yararlanarak yığınları pasifize etmek için uyguladıkları derin amaçlı programların bir parçası mıdır? Böyle düşünmeye başladığımda komplo teorilerinin karmaşık çıkmazına dalmaktan ürküp geri çekilirim. Ama birçokları gibi şüphelerin tedirginliğinden kendimi kurtaramam. Sizler için hangisi iyi? Büyük ve karmaşık iktidar oyunlarının pasif bir kuklası olmamak; ülkeyi ve dünyayı ciddi meseleleri anlamak için olanca fikir, düşünce ve bilgilenme gayreti içinde şüphelerin peşinden gitmek mi? Yoksa şöhretlerin renkli hayatlarında kaybolmak mı? Hangisi?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.