Geçtiğimiz günlerde DYP İstanbul İl Teşkilatı, Alman CDU Partisi ile Hürriyetçi Türk-Alman Dostluk Derneği'nin Ataköy, Crowne Plaza Oteli'nde ortaklaşa düzenledikleri "AB Sürecinde Siyasetin Liberalleşmesi ve 21. Yüzyılda Siyasette Kadının Rolü" panelinde konuşan DYP Başkanı Çiller, konuşmasında Türkiye nüfusunun % 52'sinin kadınlardan oluştuğunu ve liberal bir ekonomi ile siyasette kadının rolünün belirli olduğunu vurgulayarak şöyle diyor: "Tam demokrasi, liberal anlayışın sonucudur ve tam demokrasi kadını içermeden oluşamaz. Türk toplumu bir kadın başbakan yaparak kadına, daha doğrusu demokrasiye hazır olduğunu tescil ettirmiştir. Şimdi, bu birikimi bir sıçramaya dönüştürmek ve parlamentoya yansıyacak yasal değişiklikleri yapmak kararındayız..." Hemen hemen bütün siyasiler kadınları konu alan panellerde kadınların hoşuna gidecek buna benzer konuşmaları yapıyorlar ve vaatlerde bulunuyorlar. Ama sonra vaatlerini yerine getirmiyorlar. Buna alışığız. Sırası geldiğinde biz de toplumun daha sağlıklı gelişmesi için kadınların % 50 oranında parlamentoya katılmalarını; ev idaresinde pek başarılı olan kadının ülke yönetiminde de başarılı olacağına inandığımızı yazıyoruz. Ama sonuç ortada. Değişen bir şey olmuyor. Bilakis kadınlar her gün biraz daha köşeye itiliyorlar. Erkek egemen iktidarın çehresi değişmiyor; çatık kaşlı, gergin ve sıkıntılı... Oysa toplum, demokratik olgunluk bakımından parlamentodan daha ilerde. Su başlarında kadınları görmekten hoşlanıyor. Bu yüzden Tansu Çiller başbakan olduğunda ülkeyi büyük bir heyecan sarmıştı. O sarışın rüzgâr, bütün kadınları içinde bulundukları kısır döngüden, karamsarlığın çıkmazlarından çıkarıp umudun renkli dünyasına sürükledi. Atatürk'ün kendilerine tanıdığı bütün hakların kullanımında en uygun ortamın oluşacağına inanmıştı hepsi. Ama hayal edilen ve beklenen olmadı. Bütün dünyada olduğu gibi iktidarı paylaşmağa yanaşmayan erkek egemen siyasette Çiller, kadınları arkasına alıp ülke tarihinde yeni sayfalar açacağına, yeni fırtınalar estireceğine, kadın ve kadın sorunlarına ilgisiz kaldı. Gittikçe erkeklere benzeyerek siyasetin kördöğüşünde fırsatları bir bir kaçırdı... Şimdi olgunlaşma mesajları veren Çiller, "Tam demokrasi kadınsız olmaz" derken başa dönüyor, kendini bir zamanlar iktidara taşıyan tılsımın çevresinde dolanıp duruyor ama kaçırdığı o muazzam fırsatı tekrar yakalayabilir mi? Allah bilir!