Çalışmalarını elimden geldiğince takip etmeğe çalıştığım Tarihi Kentler Birliği'nin 24-27 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen İzmir Buluşması'na katıldım. Tarih ve kültür mirasını koruma bilinci taşıyan okuyucularımın TKB ilgili yazılarımı takip ettiklerini gelen mesajlardan anlıyorum. Genelde ilgisiz, bilgisiz ve duyarsız bir topluma doğru kaydığımız için bu ilgi beni özellikle memnun ediyor. Sizlere önce İzmir'den bahsetmek istiyorum. Ege'nin incisi İzmir, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina ilçe belediyeleriyle koordineli çalışması sayesinde kent problemlerini büyük ölçüde halletmişe benziyor. Fırsat buldukça konuştuğum insanlar İzmir'in kültür ve sanata önem veren, gönül adamı vali Ziya Göksu'nun da katkılarının büyük olduğunu söylüyorlar. İzmir'e ayak basar basmaz bir huzur ve ferahlık kaplıyor insanın içini. Sanki bir Avrupa şehrindeymişsiniz gibi farklılığı hemen seziyorsunuz. Her taraf düzenli, pırıl pırıl... Akşamları ustalıklı bir ışıklandırmayla daha da cazip hale gelen kentin geniş caddelerinde (özellikle Kordon boyunda) bahar havasının hoşluğu içinde dolaşmak insana ayrı bir keyif veriyor. Körfez'de, kıyılardan, tepelerden akseden rengarenk ışık cümbüşü içinde vapur yolculuğu yaparken kendinizi Boğaz'da hissediyorsunuz. Tek kelimeyle ifade etmek gerekirse İzmir'e bayıldım. *** 2000 yılında Bursa'da kurulan ve başkanlığını Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı Tarihi Kentler Birliği, Başkan Erdoğan Bilenser'in, ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Metin Sözen'in ve Türkiye Mimarlar Odası Başkanı Oktay Ekinci'nin özverili, öncü çabalarıyla büyük bir gelişim içinde, Kurulduğunda 63 olan üye belediye sayısı bugün 123'e ulaşmış durumda. Birliğin amacı kentlerimizdeki tarih ve kültür mirasını korumak, kent planlamalarının tarihi dokuyla uyum sağlayacak biçimde yapılmasını sağlamak; dolayısıyla şehircilik ve vatandaşlık bilincini geliştirmek; kentlere özde sahip oldukları kimliklerini hatırlatmak... *** TKB'nin, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin mükemmel organizasyonuyla gerçekleştirilen İzmir Buluşması çerçevesinde toplantılar, İzmir, Kula, Birgi, Ödemiş ve Kuşadası'nda yapıldı. "Büyükşehirlerde Tarihsel ve Doğal Kimliğin sürdürülmesi-Metropoliten Planlamada Koruma ve Kent İçindeki Ören yerleri ve Kentsel Arkeoloji" temaları üzerinde konuşuldu, tartışıldı, önemli tavsiye kararları alındı. Oturumları ilgiyle izleyen, tartışmalara katılan üye belediyelerin başkanlarını her zamanki gibi bir idealde birleşmenin keyfi içinde coşkulu, azimli ve tatlı bir yarışma havası içinde gördüm. Üstlendikleri tarihi ve kültürel sorumluluğu halka çok iyi anlatıp onları da bu sorumluluğa ortak ederlerse yaklaşan seçimlerde eminim halk da onları oylarıyla destekleyecektir. Malum, çalışan kazanır. TKB'nin yol göstericiliği ve üye belediyelerin hali hazırdaki başkanlarının bilinçli çabalarıyla yakın bir gelecekte Türkiye'deki kentlerin çehresi değişecek, tarihiyle barışmış, kültürel kimliğine kavuşmuş bu kentlere kültür gezileri yapmanın, bu yolla yerelden evrensele kanat açmanın doyumsuz zevkini tadacağız, eminim. Kula ve Kuşadası'nı ayrıca yazacağım.