Tayyip Erdoğan'dan beklenen

A -
A +

Geçtiğimiz akşamların birinde Flash kanalındaki bir programa çıkan DSP milletvekili Sema Pişkinsüt, beş yıldır Anadolu'yu dolaştığını, konuştuğu her insanın "Eskiler gitsin" dediğini söyledi. Doğrudur. Biz de şahidiz. Herkesin ağzında aynı nakarat: "Eskiler gitsin!" Yani, istenen ve beklenen nedir? Yeniler. Şimdilerde bizzat medya tarafından yeni, üstelik yenilikçi olarak kim lanse ediliyor? Tayyip Erdoğan. Hal böyleyken ilk seçimde Erdoğan'ın ezici bir çoğunlukla oy alacağını tahmin için arif olmağa gerek yok. Köşelerde Tayyip değişti mi, değişmedi mi tartışmaları sürüp giderken Radikal'den Türker Alkan'ın Erdoğan'a yönelttiği radikal sorulardan sonra bir soru furyası başladı. Herkes düşüncelerini, endişelerini ve beklentilerini ön yargıya kapılmadan rahatlıkla söylemeli. Şeffaf olmak sağlıklı bir demokrasinin temel şartıdır demiyor muyuz? Sayın Erdoğan da bunları samimiyetle cevaplandırmalı. Ben, soru sormayacağım. Ama sıradan bir vatandaş olarak nasıl bir toplum ve Türkiye istediğimi anlatmağa çalışacağım: Türkiye Avrupa Birliğine girme sürecini hızlandırarak, yeni dünya düzeninde komplekslerinden ve zaaflarından sıyrılmış, özgüveni yüksek ve ekonomisi güçlü, hukukun üstünlüğüne dayalı, laik bir devlet olarak yerini almalıdır. Yeni dünya düzenini ve küreselleşmeyi henüz anlayamamış insanlarımız bu konularda ivedi ve sürekli olarak bilgilendirilmeli ve aydınlatılmalıdır. Özellikle medya tarafından popülist şarkıcıların peşinde koşmağa, dedikoduya alıştırılan, içi boşaltılan; vur patlasın, çal oynasın havalarıyla oyalanmağa çalışılan toplumda bilgi, kültür seviyesi yükseltilerek emeğe saygı, dürüstlük, bilim ve sanat merakı yükselen değerler olmalıdır. 21. yüzyılın bilgi ve teknoloji yüzyılı olduğu dikkate alınarak eğitim sistemi yeniden gözden geçirilmeli, gençler çağın ihtiyaçlarını idrak etmiş olarak fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür; özgüveni yüksek; sağlam bir demokrasi kültürü almış; zekayı şefkat, merhamet ve adalet duygularıyla birlikte geliştirebilen, milli değerlerine sahip çıkan bireyler olarak yetiştirilmelidir. Özellikle entellektüel kesim arasında duvarlar yıkılmalı. "Ben böyle düşünüyorum ama bir de sizi dinleyeyim" tavrı egemen olmalı, insanları "sağcı, solcu, laik-antilaik, faşist, komünist" diye ayırıcı ve sınırlayıcı tutumlardan vazgeçilmeli. Bireyleri kafalarda mahkûm etmek yerine onların gelişim, değişim ve yenilenmelerine özgür ortamlar oluşturarak imkan vermelidir. "Nasıl olmalı?" diye düşündüğümüzde vereceğimiz cevaplar çok. Ama bu kadarını söylemek bile gelecekle ilişkili beklentilerimi anlatmak bakımından bir fikir verir sanıyorum. İster Tayyip Erdoğan, ister yönetime talip olan diğerleri, bunların gerçekleşmesini sağlayabilirler mi, bilmek hakkımız...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.