Tercih

A -
A +

Üzülerek merak ediyorum "aydın" diye takdim edilen kişilerin, üne kavuşmuş bazı sanatçıların batıya Türkiye'yi şikâyetleri daha ne kadar devam edecek? Kimden mi bahsediyorum? Tabii ki günlerce köşelere konu olan ünlü piyanist Fazıl Say'dan. Durumdan habersiz olanlar için ne olup bittiğini kısaca özetleyelim: Medyada kendisinden sık sık bahsedilen, verdiği konserlerle ilgi toplayan, bir ara Hande Ataizi ile aşk macerası magazincilerin ilgi odağı olan Fazıl Say, Alman gazetelerinden birine bir röportaj vermiş. Basından edindiğim bilgilere göre Say, bu röportajda şunları söylemiş: "Türkiye'nin Ortaçağ karanlığına kaymasına karşıyım. Çünkü ben, çağdaş uygarlık düzeyini amaçlayan bir kültürün insanıyım. En çok da gelecek kuşaklar için kaygılanıyoruz. Bizim kültür rüyalarımız biraz öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar kazandı. Biz, yüzde 30, onlar ise yüzde 70. Başka ülkeye taşınmayı düşünüyorum" Aydın olarak, sanatçı olarak ülkenin içinde bulunduğu şartları ve mevcut iktidarın politikasını beğenmeyebilirsiniz. Bunu eleştirme ve düşüncelerinizi açıklama hakkına da sahipsiniz. Ama niye ille, bir kusurumuzu arayıp da onları bize karşı kullanmaya çalışan batının gazetelerine? Ülkesini seven her Türk vatandaşının gönlünü kıran, yüreğini yaralayan bu tavır. Ki, Serdar Turgut'un "Entel Mazoşizmi" yazısındaki "Türkiye'de entelektüel olmanın baş şartı, kendini oluşturan, hatta varlığını borçlu olduğun koşullara, fikirlere ihanet etmektir" hükmüne haklılık kazandırıyor. İnsanın aklına Fazıl Say, acaba reklâm peşinde mi, ödül beklentisi mi var şeklinde sorular geliyor. Üstelik hedefimiz, çifte standartlı, ötekiler üretmeye meraklı, sömürgeci batının uygarlık düzeyine mi gelmek, yoksa üstüne mi çıkmak? Ayrıca; milleti yüzde 30 biz, yüzde 70 onlar diye ayırmak, kalın çizgilerle bunun altını çizmek niye? Bu da bir bölücülük biçimi değil mi? Yüzde 30'dan kasıt kim? Elit tabaka; son zamanlardaki yaygın tabiriyle "Beyaz Türkler". Yüzde 70 ise; halk. Aydının ve sanatçının da içinde mütalaa edildiği Beyaz Türkler'in, yani elit tabakanın ezeli hatası halka tepeden bakmak, küçümsemek. Halkı tanımamak, tanımaya yanaşmamak. Kendi kültürüne yabancı olmak... Şimdiye kadar onları görmezden gelip, halkın ihtiyaçlarına cevap verecek politikaların üretilmesinde katkıda bulunmamak... İşleri kendi istek ve çıkarlarına göre yürütüp ayrıcalıklı olma pozisyonunu sürdürmek, halk geçim sıkıntısı içinde kıvranırken; çocukları ülke uğruna şehit olurken safa sürmek, elit zevklerini geliştirmek... Başları sıkıştı mı ülkeyi terk etmek... Tercih sizin efendim, kim ne karışır? Biz, halk olarak buradayız. Bu arada İspanya'da Complutense Üniversitesi, yazar Orhan Pamuk'a: "Edebiyat dünyasındaki çalışmaları, kültürlere bakış açısı ve Nobel Ödülü almasından" dolayı fahri doktora ödülü vermiş. Pamuk, yaptığı konuşmada Türkiye'de ifade özgürlüğünün tam olmadığını ve toplumun tamamen özgür olduğundan söz edilemeyeceğini söylemiş. Sevgili Okuyucularıma sağlık ve mutlulukla geçecek nice bayramlar diliyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.