Eğer mesleğiniz birebir dil ile ilgiliyse; kelimelerle üretiyor, yaşıyor; yaşamanın zevkini, heyecanını kelimelerle duyuyor ve duyurmaya çalışıyorsanız; ülkenize, kültürünüze kelimelerle sahip çıkma gayreti gösteriyorsanız; ortak umutları, idealleri, sevgileri, sevinçleri, kederleri, kelimelerin sihirli marifetiyle yansıtmayı hüner edinmişseniz; atalarınızla, tarihinizle bağlantılarınızın kelimelerle sağlandığının bilincindeyseniz, cehalet sancılarıyla kıvranan bir toplumda kelimelerin keyfi olarak bozulmasına, atılıp savrulmasına, ezilip büzülmesine, hunharca katledilmesine dayanamazsınız. Oturduğunuz şehrin tabelalarında hüküm süren yabancı dil işgaline isyan edersiniz. Bilinçsiz kişilerin kelimelerin haysiyetleriyle küstahça oynayışına; o canım Türkçe kelimelere yabancı dil eklerini ekleyip "eylülist, eskidji, kebapchi vs..." gibi melez kelimeler üretişlerine duyarsız kalamazsınız. Kalınmasına da izin veremezsiniz. Çünkü diliniz, varlığınızın ve bağımsızlığınızın ana sebebidir. Şahsiyetinizin, sahsiyetinize duyduğunuz saygının, tarihinize, kültürünüze ve atalarınıza bağlılığınızın ana göstergesidir. Onca yazılan yazılara, yapılan ikazlara rağmen ne yazık ki toplumumuzda Türkçe hâlâ ihmal edilmeye ve horlanmaya devam ediyor. Bilinçsiz ellerde, sorumsuz ağızlarda ezilip büzülüyor. Aydınlarımız bile yeri geldiğinde Kürtçe'ye sahip çıktıkları kadar Türkçe'ye sahip çıkmıyorlar. Küresel kültür emperyalizmine, modalara teslim ettiğimiz, dil bilinci aşılayamadığımız bilgisayar gençliğinin sorumsuzluğu da malumunuz... Bu konuda üzüntülerimiz dağ boyu. Bu sorumsuz gidişata isyanla yüksek yüksek tepelere çıkıp da bağırasımız geliyor: "Türkçe, nereye?" *** TRT'nin Eurovision'a katılım için seçtiği pop şarkıcısı Kenan Doğulu'nun, Türkçe'mizle ilgili sözleri dillerde dolaşıyor. Gerçi sonradan o sözü söylemediğini açıklamış ama şarkıcılar arasında aynı görüşü savunanların çoğunlukta olduğunu biliyoruz... *** Geçen hafta gazetelerde Türk Dil Kurumu (TDK)'nun Atatürk'ten kalan mirasla bir dil müzesi kuracağı haberi çıktı. Şaşırdım... Şaşırdık! Ne anlama geliyordu Türk Dili müzesi? Mademki dil, kendi kuralları çerçevesinde gelişen canlı bir varlık diyoruz, canlı varlık ve müze arasında bir bağ kurmaya zorlanıyoruz. Türkçe'ye sahip çıkılması konusunda olumlu gayretlerine şahit olduğumuz kurumun böyle bir projeyle amaçladığı neydi? Tarihî süreç içinde Türk diliyle yazılmış örnek eser ve metinleri sergilemek mi? Aklımız yatmıyor, dilimiz söylemeye varmıyor ama yine de ilk anda akla gelen soru şu oluyor: "Türkçe, artık müzelik bir dil haline mi geldi?"