Ufuk, Beykoz sırtlarında kurulun Medya Ormanı'nda kendi elimle diktiğim ladin ağacımdır." Sevgili Ufuk, Ormancı dostlardan biri senin o görkemli Boğaz manzarasında bağrını Karadeniz'e açarak serpilmekte olduğunu haber verdiğinden beri seni görmek özlemiyle dolup taşmaktayım. Gel gör ki şu veya bu sebeple bir türlü kısmet olmuyor. Aslında ne zaman bir orman yangını haberi alsam aklıma hemen sen geliyorsun. Ne kadar üzüldüğünü, durduğun yerde çaresizlik içinde çırpınıp kahrolduğunu düşünüyorum. İşte o zamanlarda senin yanında olmak; küçük gövdene sarılıp seni bağrıma basarak teselli etmek istiyorum. Siz ağaçlar, aslında gerçek sevgiyi özlerinde taşıyan; sevgiyi yaşayan canlılarsınız. Birbirinizi kıskanmadan, birbirinizi yok etmeğe çalışmadan, kardeşce, dostça bir arada yaşamayı ne kadar da asilce sürdürüyorsunuz! Biz insanlara ne kadar iyi bir örneksiniz! Ama bizler sizi örnek almayı beceremediğimiz gibi, bize binbir türlü yararı olan siz aziz varlıkları korumayı da beceremiyoruz. Sorumsuzluk, nemelazımcılık, görgüsüzlük ve bencillik kanımıza o kadar işlemiş ki sizi sefil çıkarlarımız veya ihmallerimiz yüzünden yakıp yıkıyor; kısacası mahvediyoruz. Geçenlerde Çanakkale'de 250 hektarlık bir orman alanının yandığını haber alınca nasıl içim yandı, bilemezsin. Çanakkale Orman Bölge Müdürü Musa Aksan Beye telefon edip bilgi aldım. Ormanın hemen bitişiğindeki köyden sıçrayan bir kıvılcım koskoca ormanı tutuşturmuş. Gör bak... Bir kıvılcım koca bir ormanı yakıyor!.. Bu, ormanı korumada ne kadar dikkatli olmamız ve sorumlu davranmamız hususunda ne kadar anlamlı bir uyarı... Ama bunun idraki içinde olamıyoruz ne yazık ki! Evimizin hemen arka tarafında ağaçlıklı bir yeşil alan vardı. Burada yürüyüşe çıktığımda gözüm gönlüm açılırdı. Yaz tatilinden döndüğümde bir de ne göreyim? Ağaçlar kesilmiş, yeşillikler yolunmuş, adeta çevreye meydan okuyan dev bir beton binanın yapımına başlanmamış mı? Sordum soruşturdum; yapılan bir özel okul binasıymış... Eksik olsun! En kötüsü o canım ağaçlar kesilirken, o yeşillik yolunurken kimse sesini çıkarmamış! Ormanı ve yeşili korumak hususunda bu kadar duyarsız olduğumuza inanamıyorum... Ah canım Ufuk, insan olarak vebalimiz o kadar büyük ki... Sana bu satırları yazarken bile insanlık adına utanç duymaktayım. Bir de Irak'ta ABD'nin bir yalan uğruna başlattığı, hunharca devam eden bir savaş var, biliyorsun. Her gün buraya tahribat gücü yüksek bombalar atılıyor... Bunlar yalnız direnişçileri değil, çoluk çocuk demeden herkesi öldürüyor... Tarihî eserleri, mabetleri ve çevreyi yakıp yıkıyor. Biliyorum bütün bunlardan rüzgar ve kuşlar vasıtasıyla senin de haberin var. Üzüntünü de yüreğimde hissediyorum. İnşaallah bütün canlıların güvenlik içinde olduğu ak günlere erişiriz diye dua ediyorum. Sen de dua et Ufuk'cuğum... Dualarda buluşalım. Sonsuz sevgilerimle...